TPS AES KEY (23 KASIM 2005)
(Receiver)
00:A4 96 16 87 B6 9F EF 5A
01:F4 8F C4 F9 6B 2E 00 71
(Modül)
164 150 022 135 182 159 239 090
244 143 196 249 107 046 000 113
Sunday, November 26, 2006
Friday, November 24, 2006
GoldMaster, TopField, ONWA, Mega Star, DigiMaster Yazılımları
Açıklama: Ayyıldız üretimi GoldMaster, TopField, ONWA, Mega Star, DigiMaster marka aşağıdaki modeller için yazılım indirme sayfası: SAT-7400 CIM, SAT-60100, SAT-10400 CI, SAT-10200 FTA, SAT-9900 PVR+M, SAT-9800 PVR, SAT-9700 CIP+M, SAT-9600 CIP, SAT-9500 CIM, SAT-9400 CI, SAT-8400 CIM, SAT-8350, SAT-8300 CI, SAT-10800 CIM, SAT-7800 PVR, SAT-11300 CI, SAT-7300 CI, SAT-7200 FTA, SAT-90400, SAT-90200, SAT-80900, SAT-80700, SAT-80500, SAT-80300, SAT-80100, SAT-70900, SAT-70700, SAT-70500, SAT-60500, SAT-8200 FTA, Onwa-X6 CI, TF-4000 PVR, TF-3400 CI, TF-3300 F, TF-3000 CIP+M, TF-3000 CIP, TF-3000 CIM, TF-3000 CI, TF-3000 Fi, SAT-10600 CIM, Onwa-X7 CIM, Onwa-X5 CI, DM-4800 PVR, SAT-11400 CIM, SAT-4150, DM-4100 FTA, Onwa-X9 PVR, DM-4400 CIP, Onwa-X3 FTA, DM-6500 CIP+M, MS-700 FTA, MS-800 CI, MS-800 CIM, Onwa-X2 FTA, DM-4300 CI, DM-4200, SAT-9200, TF-3100 FEi
Labels:
DigiMaster Yazılımları,
GoldMaster,
Mega Star,
ONWA,
TopField
Echostar yazılımları
Echostar yazılımları
Açıklama: Echostar DSB-1000 2Ci v103/v.203 Echostar DSB-1100 v.103w Echostar AD-2000IP v.104a/v.104c/v.105c Echostar D-2500IP v106/v.206/v.306 Echostar D-2100 2Ci v103/v.203 Echostar AD-3000IP v.200 Satedit AD3000IP Viaccess
Açıklama: Echostar DSB-1000 2Ci v103/v.203 Echostar DSB-1100 v.103w Echostar AD-2000IP v.104a/v.104c/v.105c Echostar D-2500IP v106/v.206/v.306 Echostar D-2100 2Ci v103/v.203 Echostar AD-3000IP v.200 Satedit AD3000IP Viaccess
Dreambox Resmi sitesi Downloadları
Dreambox Resmi sitesi Downloadları
Açıklama: Dream DM-7000 edit 1.10 DreamUP DM-7000 2.14b Dreambox DM7000-S manual DM7000-S Flash eraser DREAMUP-LAN V1.20 DREAMEDIT 1.64 DreamBox edit 1.11 Dream controller
Açıklama: Dream DM-7000 edit 1.10 DreamUP DM-7000 2.14b Dreambox DM7000-S manual DM7000-S Flash eraser DREAMUP-LAN V1.20 DREAMEDIT 1.64 DreamBox edit 1.11 Dream controller
GÖKYÜZÜNDEKİ ÖĞRETMEN
Applications Technology Satellite 6 (ATS-6), 1974 yılında yörüngeye yerleştirildi. Bu uydu NASA sponsorluğunda uzay haberleşmelerine ilişkin yeni teknolojilerin denenmesi amacıyla gerçekleştirilen deneysel uydular serisinin sonuncusu idi.
Tüm yeni teknolojiler gibi, uydular da yeni teknolojiler doğurma potansiyeline sahipti. Bir tek uydu, geniş çapta yersel şebekeler kurulmasına gerek olmadan dünyanın üçte birine ulaşabilmektedir. Uydular ile ses, görüntü, veri gibi her tür haberleşme sinyali dünyanın en ücra köşelerine aktarılabilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler bu sayede pahalı altyapı yatırımlarına gerek olmadan gelişme proseslerinde enformasyon çağına ani bir sıçrama yapabilirler. Bazıları ekonomik gelişme konusunda uyduların yaratığı bu fırsatları 19uncu yüzyılda demiryollarının yaptığı etkiye benzer bulmaktadır.
Bu gerçek o kadar belirgin birşeydi ki, 1957 yılında Sputnik'in fırlatılmasından hemen sonra dünya barışı ve gelişmesinin önde gelen avukatı durumundaki Birleşmiş Milletler, uydu teknolojisinin yaratacağı fırsatları değerlendirmek üzere hemen adı Committee on the Peaceful Uses of Outer Space (COPUOS) olan bir komite kurdu.. Daha sonraki yıllar içinde gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki uçurumun giderilmesi ve fukaralıkla mücadele konusunda uydu ve diğer ileri teknolojilerin kullanılmasını teşvik eden geniş ölçekli bir uluslararası bürokrasi Birleşmiş Milletler tarafından kurumlaştırıldı.
Birleşmiş milletlerin bu amaçla yaptığı çok sayıdaki araştırma, konferans ve çıkardığı kararlara karşın pratikte ortaya çıkarabildiği uydu teknolojisi uygulaması sayısı çok kısıtlıdır. Uydu teknolojisinin gerektirdiği başlangıç yatırımının 200 milyon dolarlardan başlaması 60lar ve 70lerdeki uluslararası uydu haberleşmesi tekelinin büyük ölçüde işletmeci INTELSAT ve INTERSPUTNIK 'in tekelinde kalmasına yol açtı.
Ancak 70'lerin sonlarına doğru Kanada'nın Telesat ve Endonezya'nın Palapa 'sının yurtiçi uydu haberleşme alanında yarattığı gelişmeler bunun değişmesini sağladı. Hiçbirşey olmasa özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki gelişme planlayıcılarının ilgisini uyandırdı. Buna uygun olarak NASA da çok önemli bir rol üstlendi ve uydu teknolojileri için "uzaktan eğitim, cemaat geliştirme ve kültürel değişim" gibi alanlarda birçok yeni uygulama geliştirdi. Uydu teknolojisiyle gerçekleştrilen bu tür çeşitli uygulamalara ilişkin deneysel çalışmalar "Applied Technology Satellite"(ATS) denilen program serisinin desteğiyle yürütüldü. 1966 yılında NASA bu serinin ilk uydusu olan ATS-1 uydusunu yörüngeye yerleştirdi. İki yıllık ömür biçilen bu uydu 1970 yılında hala çalışmakta iken Alaska uzak köyleri arasındaki haberleşme için bu uydudan yararlanmayı talep etti.
Coğrafi bakımdan Alaska, 586,412 mil kara yüzölçümü ile ABD'nin en geniş eyaleti durumundadır. Nüfusunun çoğu bu geniş coğrafada birbirinden kopuk yaşayan yüzlerce küçük köy ve kasabada bulunur. Sınırlı yersel altyapısı nedeniyle Alaska'nın pasfik ve güneydoğu afrikadaki ada milletleri veya ücra Borneo, Papua yeni Gine, Avustralya'nın geri kısımları gibi bölgelerdeki haberleşme sorunlarıyla benzer şekilde karşı karşıyadır. Ancak, önemli fark Alaska köylerinin NASA'nın ATS-1 uydusu'nun öncü çalışmaları nedeniyle güvenilir bir uydu haberleşme sisteminin kurulmuş durumda olmasındadır.
Sadece 30 yıl kadar önce, daha uydu teknolojisi mevcut değil iken Alaska'nın kırsal yöreleriyle haberleşme yanlızca yüksek frekans (çok kısa dalga) radyo ve "maki telgrafı" yani küçük uçaklarla ve köpekli kızaklarla ya da sandallarla seyahat eden kişilerle ağızdan ağıza aktarılabilen mesajlarla yapılabilmekte idi. Bugün, Alaska ABD'nin internet erişimi en yüksek okul bölgesi yüzdesine sahip ve her köydeki sağlık merkezinden tıbbi görüntülerin bölge hastanelerine aktarılabildigi iletişim alt yapısına sahip bir yöresidir.
ATS-1 uydusu Hughes Space şirketinde inşa halinde iken
Alaska, mezraların uydu üzerinden bağlanabildiği ilk uzak bölgelerden biri idi. Önceleri NASA'nın ATS-1 uydusu sağlık merkezlerini deneysel olarak bölge hastanelerine bağlamak ile okular ve bölge radyolarının birbirine bağlanmasında kullanıldı. Daha sonraları ise NASA'nın ATS-6 uydusu, yani Hindistan'nın SITE için kullandığı uydu uzaktan eğitim ve uzaktan tıp uygulamalarında kullanıldı.
1970'lerin sonlarında Alaska'nın kamu yayın komisyonu(APBC) televizyon yayınlarını kırsal alanlara taşıdı. Devlet(eyalet) ayrıca "LearnAlaska" adı verilen ve içinde okullar için bir eğitim programını da barındıran bir şebekeyi çalıştırmaktaydı. Bugün halen devlet tarafından işletilen bir televizyon şebekesi kablo tv yayını olmayan, ya da bunun maliyetini karşılayamayacak durumda olan 248 küçük yerleşim bölgesinde yaşayan insanlara tv yayınları yapmaktadır. Alaska'nın kırsal haberleşme şebekesi (ARCS) halen dört uydu kanalı işletmektedir. Bunlar tüm eyalete yayın yapan kamu kanalı Alaska One, eyalet parlamentosunun çalışmalarını toplantıları sırasında aktaran bir kamu(eyalet) televizyon şebekesi, uzaktan eğitim konsorsiyumunun sağladığı televizyon kurslarını aktaran bir kanal olan Alaska Three, ile ticari ve kamu hizmeti programlarının bir karışımını sağlayan ARCS isimli bir kırsal kanaldan ibarettir.
Bu tecrübelerden olumlu bir şekilde yararlanılması ve uyduların kırsal alanlara güvenilir haberleşme imkanları götürmedeki başarısının birinci elden görülmesi sonucu eyalet hükümeti en az 25 daimi konutun bulunduğu tüm yerleşim birimlerine telefon hizmeti sağlanması gereğini benimsedi. RCA'nin SATCOM 1 uydusuna tüm Alaskayı kapsayan bir hüzme verildi, ve 1976 yılından itibaren tüm kırsal alanlara ticari telefon hizmeti başlatıldı. Eyalet köyler için yer istasyonları satın almak üzere 5 milyon dolar tahsis etti. Bunlar en yaygın telekom şirketi AlasCom tarafından kuruldu ve işletildi.
Alascom 'un kuruluşu 1969 yılında ABD senatosunun Alaska'da haberleşme şebekesinin geliştirilmesi ve özelleştrilmesi konusundaki Alaska Haberleşmesinin Özelleştirilmesi Yasasını benimsediği tarihe dayanmaktadır. Açılan özelleştirme ihalesini RCA Global Communications şirketi nakit $28.5 milyon dolar ödeyerek almıştı. Şirket ayrıca aşırı yüklenmiş ve çoktan demode olmuş durumda olan Alaska Haberleşme Sistemi(ACS) şebekesini yenilemek üzere hemen 30 milyon dolarlık bir yeni yatırıma da girişti.
ACS'yi satın alınca, RCA'nın uzun mesafe haberleşmelerindeki öncü uydu teknolojisi uluslararası arenaya çıkma fırsatını da buldu. RCA, Alaska'yı işleten bölümünü adını Alascom yaparak yeniden kurdu, ve 1973 yılında Alaskanın dış dünyayla ilişkisini sağlayan tek merkez olan Bartlett Yer İstasyonunu da satın aldı. Kısa bir süre sonra Alascom kendi ilk uydu yer istasyonunu da Juneau yakınlarındaki Lena Point'de kurarak Alaska'yı çağdaş uydu teknolojisine kavuşturdu.
ABD'nin ülke içi hizmette çalışan ilk uydu sistemi Alascom şirketinin Kanada'nın Anik II uydusunu muntazam olarak kullanmaya başlamasıyla o yıl kurulmuş oldu. Bu arada RCA Alascom'un ebeveyn şirketi RCA Communications da tüm alaska çapında uydu yer istasyonları kurmak üzere geniş çapta yatırıma girişti. 1974 yılında Prudhoe Körfezi, Nome, Bethel ve Valdez 'deki yer istasyonlarını kurdu. Aynı yıl RCA kendi uyduları olan SATCOM 1 ve 2 'yi yörüngeye yerleştirdi. Alascom'un tüm uydu trafiği de bu yeni uydulara aktarıldı.
1976 Temmuzunda RCA Alascom, Hava Kuvvetleri komutanlığı ile anlaşarak ordunun demode hale gelmiş olan White Alice tesislerinin büyük bir kısmını finansal kiralama yoluyla aldı, ve onları 22 modern uydu yer istasyonu haline getirdi.
1970'lerin sonlarında, uluslararası çok sayıda çeşitli haberleşme işletmesi de yapmakta olan RCA Global Communications şirketine FCC tarafından yerli(ulusal) uydu haberleşme işletmesi işlerini diğer işlerinden ayırması gerektiği bildirildi. Böylece RCA şirketinin önemli bir kısmı RCA Alascom'dan oluşan ulusal haberleşme işleri, adı RCA American Communications (RCA Americom) olan yeni bir şirket oluşturularak bu şirketin altında toplandı.
1979 haziranında, RCA Alascom şirketi Portland, Oregon 'da bulunan "Pacific Power and Light(şimdiki ismi PacifiCorp) şirketi tarafından $200 milyon dolar(artı 90 milyon dolar kadar da uzun vadeli borcunun üstlenilmesi) karşılığında satın alındı.
Bu esnada Alascom şirketi 200'den fazla uydu yer istasyonu kurarak eyaletin en küçük yer birimine kadar haberleşme hizmeti götürebilmeyi başarmıştı. Şirket gururu ve Alaska'ya bağlılığın doruk noktasında olduğu 27 Ekim 1982'de şirket "Aurora I" isimli kendi uydusunu attığında uydu türünün tek örneği ve sadece Alaska eyaletinin kullanımına tahsis edilen tek uydu idi.
Araştırmaya da önem veren bir şirket olan Alascom, 1980'lerin ortalarında deniz ortasındaki petrol platformları için kuyu kazan teknelerin sallantılarına karşı cayro stabilizeli bir anten sistemi geliştirdi. 29 Mayıs 1991'de "Aurora II" isimli daha sofistike ve daha güçlü olan ikinci uydusunu geliştirerek eskimekte olan birinci uydunun yerine yerleştirdi. Bu uydu ile halen artan nüfusuna karşın Alaska'ya haberleşmenin yanısıra çok çeşitli hizmetler, canlı televizyon yayınları, ve uzak bölgelere uzaktan eğitim hizmetleri verilebilmektedir.
Bugün Alaska haberleşme konusunda öncü bir konumdadır. Kısa süre önce yapılan bir araştırmaya göre Alaskadaki ilköğretim okullarının %92'sinde internet imkanı var, Alaskalıların %52'si evde ve işte intenet kullanmaktadır. (Türkiyede halen %5'in altında ve artmıyor)
Alaska'nın geçmiş deneyimlerinin değerlendirilmesi uydu teknolojisinin en ücra bölgelere haberleşme imkanları götürülmesinde kabul edilebilir maliyetlerle güvenilir çözümler sağlayabildiğini göstermektedir. Telekom şebekelerinin tasarımında, oluşturulmasında, işletme ve idamesinde gösterilecek yaratıcı yaklaşımlar maliyetleri çok önemli ölçüde düşürebilmektedir. Konumları ve bulundukları yer bakımından dezavantajlı durumdaki toplulukların iletişim imkanlarına kavuşturulmasında hükümetin küçük teşvikleri ile çok büyük etki sağlanabildiği önümüzdeki Alaska örneğinin deneyimi ile sabittir.
Hindistan'ın Eğitici Uydu Televizyon (SITE) deneyi
1969 yılında, uluslararası bir konferansa sunduğu tebliğde, Hindistan'ın o zamanlarki Uzay Araştırmaları Milli Komitesi başkanı (ve Hindistan'ın uzay çalışmalarının önderi) Dr. Vikram Sarabhai, şöyle demekte idi:
"Önümüzdeki 10 yıl içinde hindistan nüfusunun %80'ine televizyon götürecek bir milli programın milli bütünlük, sosyal ve ekonomik gelişme yönündeki çalışmaların yürütülmesi ve elektronik sanayiinin teşvik ve canlandırmasında çok büyük önem taşıyacağı açıktır. Bu özellikle bizim gibi birbirinden kopuk topluluklar halinde yaşayan büyük nüfuslu ülkeler için çok büyük önem taşımaktadır".
Sarabhai, haberleşme uydularının hindistan'ın en ücra bölgelerindeki az gelişmiş topluluklara doğrudan ulaşmakta en etkili yol olacağını savunmuştu.
Daha önceleri, yani ilk jeosenkron uydu SYNCOM'ın atılmasından sadece 3 yıl sonra Dr. Sarabhai operasyonel TV yayıncılığında uzay haberleşme sistemlerinin kullanılmasını hedefleyen bazı araştırmalar başlatmıştı. 1967 yılında hindistan Uzay Araştırmaları Teşkilatı (ISRO) ile ABD'nin NASA'sı müşterek bir araştırma yürüttüler. Bu araştırma TV yayınlarına ülke çapında kapsama alanı sağlayabilmekte en etkili yöntemin doğrudan yayın uyduları(DBS) ile yersel TV vericilerinin kombinasyonundan oluşacak hibrid bir sistem olduğu sonucuna varmaktaydı. 1968 yılında ise hindistan hükümeti tarafından bir milli uydu haberleşme çalışma grubu(NASCOM) oluşturuldu.
Bu araştırmalar ve gösterdiği sonuçlar 1969 yılında hindistan hükümetinin Uydudan Eğitim Televizyonu (SITE) deneysel projesini kabul etmesini sağladı. Projenin uygulaması NASA'nın güçlü Applications Technology Satellite (ATS) - 6 uydusu ile yapılacak, uydu yerdeki vericilerden alacağı yayını doğrudan uzak köylerde bulunan antenlere yansıtacaktı. NASA'nın uzay haberleşmelerinde yeni teknolojileri deneyebilmek için sponsoru olduğu bir dizi deneysel uydudan biri olan ATS-6'nın yörüngeye yerleştirilmesi 1974 yılında gerçekleşti.
ATS-6 uydusu jeosenkron yörüngede çalışmakta ve 19 haberleşme ve teknoloji deneyini taşımaktaydı. En meşhur teknolojik özelliği güçlü 30 ayak çapındaki çanağı idi. Bu özellik yer istasyonlarının küçük ucuz antenlerle yayın alabilmelerini sağlıyordu ki sadece bu özellik bile daha önceleri uydudan yayın alabilmek için yer istasyonlarında kullanılması gereken devasa çanak sistemlerine göre başlıbaşına önemli bir avantaj idi.
NASA, ATS-6 uydusunun güçlü sinyal gönderebilme özelliğini taşradaki fakir ve ücra yörelerin uzay haberleşmelerine kolayca erişebilmesini sağlamakta kullandı. SITE projesinin yanısıra, ATS-6 uydusu Alaska ve Aplaşi dağları yöresine eğitim programları götürülmesinde, ve uydu yayınlarının doğrudan milyonlarca insanın hizmetine sunulmasını sağlayan diğer bazı projelerde de kullanıldı. Planlanan ömrünü aşarak 1979 yılına kadar çalışmasını sürdürdü.
Gökyüzündeki Öğretmen
Daha sonraları "dünyanın en büyük sosyo-teknolojik deneyi" olarak lanse edilecek olan SITE projesinin başlama tarihi 1 Ağustos 1975'dir. SITE, uydu teknolojisinin etkili bir kitle haberleşme ortamı olarak sunduğu potansiyeli göstermekteydi. Bu deney hindistan'a ulusal gelişmeyi canlandırma ve ülkenin uzak ve geri kalmış yörelerinden de televizyon sinyallerini alabilme imkanını getiren uydu yayıncılığında tecrübe kazanma fırsatı vermişti.
ATS-6 uydusuna kırsal yöredeki halka televizyondan pratik eğitim yayınları yapmakta gösterdiği yetenek nedeniyle "gökyüzündeki öğretmen" adı da verilmişti. SITE programı çerçevesinde yayınlanan televizyon programları arasında tavukçuluk, sağlık, hijyen, aile planlaması, kalkınma gibi konular ile eğlence programları yeralmaktaydı. Ekin yetiştirme, sağlıklı yaşama, gibi pratik konularda ve gerçekten oradaki halkın yaşam kalitesini yükseltebilen, hatta birçok hayatı kurtarabilen bilgiler ATS-6 sinyalleri sayesinde taşınmıştı.
Köylerde 3m'lik bir çanak geniş bir çoğrafyadaki çok sayıdaki yörenin okullarındaki büyük televizyon cihazlarına uydudan gelen sinyalleri götürmekteydi. Hakim teknoloji uydu televizyonu olmasına karşın kısmen basılı materyaler de kullanılmaktaydı. Çoğu yayın sisteminde olduğu gibi bir noktadan çok noktaya yapılan bu yayında noktadan noktaya veya yüzyüze destek ancak çok kısıtlı çapta uygulanabilmekte idi.
1 Ağustos, 1975 günü akşam üstü saat 18.20'de hindistanın altı eyaletinden küçük köylerde bulunan yaklaşık 2,330 TV cihazının canlanması ve Kenya'nın 36,000 km tepesinde bulunan yüksek güçlü, jeosenkron uydudan doğrudan yayın almaya başlaması daha sonra çok heyecan verici ve sevindirici bir an olarak anlatıldı durdu.
Dr. Vikram Sarabhai bu arada rüyasının gerçekleştiği o günü göremeden ölmüştü. Kendisine daha sonra ülkenin sorunlarını çözmek üzere ileri teknolojilerden yararlanması konusunda gösterdiği gayretlerden ötürü "Hindistanın uzay programının babası" ünvanı verildi. Onun sayesinde, eğitici televizyon yayınlarının doğrudan köylere ulaştırılmasında uydulardan yararlanan ilk ülke hindistan oldu.
Bu program daha sonra ISRO ve SITE sosyal araştırmalar koordinasyon komitesi tarafından değerlendirildiğinde büyük bir başarı olduğu sonucuna varıldı. TV cihazı başına günlük ortalama devam durumu 80-100 arası olmuştu, ve daha önce kitle iletişim araçları ile hiçbir şekilde ulaşılamayan hindistan halkının %30 kadarına bu yolla SITE tarafından ulaşılabilmişti. Rapor, ayrıca birçok zirai yeniliklerin bu televizyon programları sayesinde tetiklendiğini, hijyen ve beslenme üzerine verilen bilgiler sayesinde sayısız hayat kurtarıldığı sonucuna varmaktaydı.
Arthur C. Clarke'da bu SITE projesinde küçük ama ilginç bir rol üstlenmişti. Proje için bazı önerilerde bulunmuş ve projenin uluslararası çapta reklamını yapmıştı. SITE sırasında ve ondan önce yaptığı Hindistan seyahatleri ona sıradan insanların haberleşme sistemlerindeki gelişmeler sayesinde nasıl elle tutulur yararlar sağlayabildikleri konusunda önemli bir vizyon sağlamıştı. "Uydular ve Sari'ler " isimli birçok yayında da yer alan makalesinin son kısmı şöyleydi:
"Satyajit Ray'in nefis "Pather Panchali" sindeki en büyülü anlardan birisi küçük Apu'nun rüzgarlı ovada telgraf tellerinin rüzgar estikçe kendiliğinden çıkardığı müziği ilk defa duyduğu anla ilgili tasvirdir. Kısa süre sonra bu teller tümüyle yokolacak. Ancak, yeni nesil Apu'lar bir sonraki çağın biliminin gökyüzünden getireceği resimleri kocaman gözlerle izleyecekler, ve hindistandaki tüm çocuklar için dünyaya o zaman yeni bir pencere açılacak."
1977 yılında, hindistan hükümeti Clarke'a Sri Lanka'daki evi için bir uydu alıcı sistemi hediye ettiğinde Clarke yine televizyon tarihine geçti. Bir grup hintli mühendis uçakla gelip onun Colombo'daki evine kocaman, 5 metrelik bir çanak sistemi kurdular. Pırıl pırıl televizyon görüntüsü alındığında Sri Lanka'ya televizyon gelmiş oldu. Sri Lanka adasında o sıradaki tek özel uydu alıcı istasyonu ve tek televizyon cihazı Clarke'ınkilerdi. Çünkü 1979 yılına kadar da adada yersel yayınlar başlamadı.
Bir yerel gazetede 'Lanka'nın tek TV macerası" diyor. 'Hindistan'ın Arthur Clarke'a yaptığı jest onu dünyanın ilk özel ev uydu alıcısı sisteminin sahibi yaptı".' Kabinedeki bakanlardan, devlet memurlarından, okul öğrencilerine kadar herkes programları izleyebilmek için onun evine gidip doluşuyordu. Clarke olayı ve o günleri anlatırken "misafirperverlik faturam muazzamdı" diyor.
Hindistan'ın televizyon senaryosu da SITE macerasıyla büyük ölçüde transformasyona uğradı. Aslında bu ülkeye televizyon çok daha önceleri 1959 yılında girmişti (türkiye'ye girişi 1968). O zamanlar sadece bir tek verici cihaz vardı. 1980 yılına gelindiğinde ise ülkedeki verici sayısı ancak 18'e yükselmişti. Hindistanın Milli Uydu (Indian National Satellite (INSAT) Sisteminin faaliyete girmesi ile televizyonun çok yaygın hale gelmesi aynı tarihlere denk gelmektedir. Ülkedeki verici sayısı 1985 yılında 172'ye yükseldi. 1995 yılına gelindiğinde sayı 672'ye ulaştı, 1997 yılında ise 868 oldu.
Evlerde bulunan televizyon sayısındaki artış da muazzam. 60'ların başlarında ülkede çok az sayıda televizyon alıcısı bulunmakta idi. 1972 yılında alıcı cihaz sayısı birden 84,000'e ulaştı. 1980 yılı sonunda bu sayı 1,5 milyonu geçti. 1985 yılında ülkede 7 milyon kadar televizyon alıcısı vardı. 1995'de, 52 milyon sayısı aşıldı. 1997 yılında ülkedeki toplam 150 milyon hanenin yaklaşık 58 milyon kadarında televizyon cihazı bulunmaktaydı. Bugün ise yaklaşık bin aded tv vericisi ve 70 milyon kadar evte televizyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Halen hindistan coğrafyasının %65 'inin ve toplam nüfusun %80'inin televizyon vericileri tarafından kapsama altına alındığı kabul edilmektedir.
SITE, dolu dolu çalıştığı oniki aylık süre içinde, hindistan gibi geniş ve farklı özellikler arzeden toplumlara sahip bir ülkenin gerek duyacağı haberleşme çeşitliliğinin ancak haberleşme uydularıyla sağlanabileceği gerçeğini hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymuş oldu. Bu da hindistan'ın kendi haberleşme uydularının geliştirilip INSAT-1 uydusundan başlayarak yörüngeye yerleştirilmesini sağladı.
Çalışır bir sistemin kurulmasından önce SITE deneyimine karar verilmesi esas olarak uydu tabanlı bir eğitim televizyonu sisteminin geliştirilmesii işletimi ve test edilmesinde deneyim kazanmak istenilmesindendi. SITE nin çalışmaya başlamasının üzerinden daha dört ay geçmeden 1975 kasımında hindistan hükümeti ulusal haberleşmeler için uyduların kullanılması prensibini benimsemişti.
Uydu Haberleşme Deneyleri Projesi (STEP)
SITE'nin hemen arkasından ISRO ile Posta Telgraf bakanlığının ortak projesi olarak Fransız Alman ortak yapımı Symphonie uydusu kullanılarak 1977-1979 yılları arasında uygulanacak olan Satellite Telecommunication Experiments Project (STEP), projesine girişildi. SITE uydu televizyonu konusunu ele almıştı, STEP ise bu defa uzay haberleşme uygulamalarının bir diğer önemli dalı olan telekomünikasyon uygulamalarına ağırlık verdi.
STEP esas olarak jeosenkron uydular kullanılarak ulusal haberleşme için radyo şebekeleri ve tv aktarmaları gibi gerekleri karşılayacak bir sistem testini amaçlamaktaydı. Proje ayrıca hintli bilim adamlarının çeşitli yer istasyonu tesislerinin tasarım, üretim, montaj, işletim ve, bakımı gibi alanlardaki yetenek ve deneyimlerini geliştirmeyi, hatta önerilen INSAT ulusal uydu sisteminin gerektirdiği yerli uzmanlık alanlarının oluşturulmasını da amaçlamakta idi. Symphonie uydusunun iki transponderi bu işle ilgili deneyler için kulanıldı.
Symphonie uydu programı haziran 1967'de başladı. Fransa ve Federal Almanya'nın aralarındaki iki taraflı anlaşmaya göre iki ülke tecrübe için iki tane doğrudan telekom uydusunu müştereken geliştirecek, üretecek, fırlatacak ve çalıştıracak, bunun için gereken iki adet yer istasyonunu da müştereken tasarlayıp inşa edilecekti.
Fransız - alman ortak haberleşme uydusu Symphonie A, Les Mureaux'deki EADS tesislerinde bir araya getirildi. NASA ile yaşadıkları tecrübeler sonucu, avrupanın kendi uydu fırlatma tesislerine sahip olması gerektiğine karar verdiler.
Bu ülkelerarası anlaşmaya göre uyduların geliştirilmesi işi de her iki ülkenin eşit payla finanse edeceği bir alman-fransız konsorsiyumuna ihale edildi. Symphonie projesinin yer kısmında telefon, teleks, data, tv ve radyo programlarının aktarımı gibi geniş kapsamlı bir kullanım amacına yönelik bir dizi yer istasyonlarının yapılması sözkonusu idi. Uzay kısmında ise iki tane 3 eksen sabitlemeli jeosenkron uydu üretilecek, uydular 4-6 GHz frekans sahalarında 5-6 yer istasyonunun aynı anda haberleşebilmelerini sağlayacaktı.
Tüm yeni teknolojiler gibi, uydular da yeni teknolojiler doğurma potansiyeline sahipti. Bir tek uydu, geniş çapta yersel şebekeler kurulmasına gerek olmadan dünyanın üçte birine ulaşabilmektedir. Uydular ile ses, görüntü, veri gibi her tür haberleşme sinyali dünyanın en ücra köşelerine aktarılabilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler bu sayede pahalı altyapı yatırımlarına gerek olmadan gelişme proseslerinde enformasyon çağına ani bir sıçrama yapabilirler. Bazıları ekonomik gelişme konusunda uyduların yaratığı bu fırsatları 19uncu yüzyılda demiryollarının yaptığı etkiye benzer bulmaktadır.
Bu gerçek o kadar belirgin birşeydi ki, 1957 yılında Sputnik'in fırlatılmasından hemen sonra dünya barışı ve gelişmesinin önde gelen avukatı durumundaki Birleşmiş Milletler, uydu teknolojisinin yaratacağı fırsatları değerlendirmek üzere hemen adı Committee on the Peaceful Uses of Outer Space (COPUOS) olan bir komite kurdu.. Daha sonraki yıllar içinde gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki uçurumun giderilmesi ve fukaralıkla mücadele konusunda uydu ve diğer ileri teknolojilerin kullanılmasını teşvik eden geniş ölçekli bir uluslararası bürokrasi Birleşmiş Milletler tarafından kurumlaştırıldı.
Birleşmiş milletlerin bu amaçla yaptığı çok sayıdaki araştırma, konferans ve çıkardığı kararlara karşın pratikte ortaya çıkarabildiği uydu teknolojisi uygulaması sayısı çok kısıtlıdır. Uydu teknolojisinin gerektirdiği başlangıç yatırımının 200 milyon dolarlardan başlaması 60lar ve 70lerdeki uluslararası uydu haberleşmesi tekelinin büyük ölçüde işletmeci INTELSAT ve INTERSPUTNIK 'in tekelinde kalmasına yol açtı.
Ancak 70'lerin sonlarına doğru Kanada'nın Telesat ve Endonezya'nın Palapa 'sının yurtiçi uydu haberleşme alanında yarattığı gelişmeler bunun değişmesini sağladı. Hiçbirşey olmasa özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki gelişme planlayıcılarının ilgisini uyandırdı. Buna uygun olarak NASA da çok önemli bir rol üstlendi ve uydu teknolojileri için "uzaktan eğitim, cemaat geliştirme ve kültürel değişim" gibi alanlarda birçok yeni uygulama geliştirdi. Uydu teknolojisiyle gerçekleştrilen bu tür çeşitli uygulamalara ilişkin deneysel çalışmalar "Applied Technology Satellite"(ATS) denilen program serisinin desteğiyle yürütüldü. 1966 yılında NASA bu serinin ilk uydusu olan ATS-1 uydusunu yörüngeye yerleştirdi. İki yıllık ömür biçilen bu uydu 1970 yılında hala çalışmakta iken Alaska uzak köyleri arasındaki haberleşme için bu uydudan yararlanmayı talep etti.
Coğrafi bakımdan Alaska, 586,412 mil kara yüzölçümü ile ABD'nin en geniş eyaleti durumundadır. Nüfusunun çoğu bu geniş coğrafada birbirinden kopuk yaşayan yüzlerce küçük köy ve kasabada bulunur. Sınırlı yersel altyapısı nedeniyle Alaska'nın pasfik ve güneydoğu afrikadaki ada milletleri veya ücra Borneo, Papua yeni Gine, Avustralya'nın geri kısımları gibi bölgelerdeki haberleşme sorunlarıyla benzer şekilde karşı karşıyadır. Ancak, önemli fark Alaska köylerinin NASA'nın ATS-1 uydusu'nun öncü çalışmaları nedeniyle güvenilir bir uydu haberleşme sisteminin kurulmuş durumda olmasındadır.
Sadece 30 yıl kadar önce, daha uydu teknolojisi mevcut değil iken Alaska'nın kırsal yöreleriyle haberleşme yanlızca yüksek frekans (çok kısa dalga) radyo ve "maki telgrafı" yani küçük uçaklarla ve köpekli kızaklarla ya da sandallarla seyahat eden kişilerle ağızdan ağıza aktarılabilen mesajlarla yapılabilmekte idi. Bugün, Alaska ABD'nin internet erişimi en yüksek okul bölgesi yüzdesine sahip ve her köydeki sağlık merkezinden tıbbi görüntülerin bölge hastanelerine aktarılabildigi iletişim alt yapısına sahip bir yöresidir.
ATS-1 uydusu Hughes Space şirketinde inşa halinde iken
Alaska, mezraların uydu üzerinden bağlanabildiği ilk uzak bölgelerden biri idi. Önceleri NASA'nın ATS-1 uydusu sağlık merkezlerini deneysel olarak bölge hastanelerine bağlamak ile okular ve bölge radyolarının birbirine bağlanmasında kullanıldı. Daha sonraları ise NASA'nın ATS-6 uydusu, yani Hindistan'nın SITE için kullandığı uydu uzaktan eğitim ve uzaktan tıp uygulamalarında kullanıldı.
1970'lerin sonlarında Alaska'nın kamu yayın komisyonu(APBC) televizyon yayınlarını kırsal alanlara taşıdı. Devlet(eyalet) ayrıca "LearnAlaska" adı verilen ve içinde okullar için bir eğitim programını da barındıran bir şebekeyi çalıştırmaktaydı. Bugün halen devlet tarafından işletilen bir televizyon şebekesi kablo tv yayını olmayan, ya da bunun maliyetini karşılayamayacak durumda olan 248 küçük yerleşim bölgesinde yaşayan insanlara tv yayınları yapmaktadır. Alaska'nın kırsal haberleşme şebekesi (ARCS) halen dört uydu kanalı işletmektedir. Bunlar tüm eyalete yayın yapan kamu kanalı Alaska One, eyalet parlamentosunun çalışmalarını toplantıları sırasında aktaran bir kamu(eyalet) televizyon şebekesi, uzaktan eğitim konsorsiyumunun sağladığı televizyon kurslarını aktaran bir kanal olan Alaska Three, ile ticari ve kamu hizmeti programlarının bir karışımını sağlayan ARCS isimli bir kırsal kanaldan ibarettir.
Bu tecrübelerden olumlu bir şekilde yararlanılması ve uyduların kırsal alanlara güvenilir haberleşme imkanları götürmedeki başarısının birinci elden görülmesi sonucu eyalet hükümeti en az 25 daimi konutun bulunduğu tüm yerleşim birimlerine telefon hizmeti sağlanması gereğini benimsedi. RCA'nin SATCOM 1 uydusuna tüm Alaskayı kapsayan bir hüzme verildi, ve 1976 yılından itibaren tüm kırsal alanlara ticari telefon hizmeti başlatıldı. Eyalet köyler için yer istasyonları satın almak üzere 5 milyon dolar tahsis etti. Bunlar en yaygın telekom şirketi AlasCom tarafından kuruldu ve işletildi.
Alascom 'un kuruluşu 1969 yılında ABD senatosunun Alaska'da haberleşme şebekesinin geliştirilmesi ve özelleştrilmesi konusundaki Alaska Haberleşmesinin Özelleştirilmesi Yasasını benimsediği tarihe dayanmaktadır. Açılan özelleştirme ihalesini RCA Global Communications şirketi nakit $28.5 milyon dolar ödeyerek almıştı. Şirket ayrıca aşırı yüklenmiş ve çoktan demode olmuş durumda olan Alaska Haberleşme Sistemi(ACS) şebekesini yenilemek üzere hemen 30 milyon dolarlık bir yeni yatırıma da girişti.
ACS'yi satın alınca, RCA'nın uzun mesafe haberleşmelerindeki öncü uydu teknolojisi uluslararası arenaya çıkma fırsatını da buldu. RCA, Alaska'yı işleten bölümünü adını Alascom yaparak yeniden kurdu, ve 1973 yılında Alaskanın dış dünyayla ilişkisini sağlayan tek merkez olan Bartlett Yer İstasyonunu da satın aldı. Kısa bir süre sonra Alascom kendi ilk uydu yer istasyonunu da Juneau yakınlarındaki Lena Point'de kurarak Alaska'yı çağdaş uydu teknolojisine kavuşturdu.
ABD'nin ülke içi hizmette çalışan ilk uydu sistemi Alascom şirketinin Kanada'nın Anik II uydusunu muntazam olarak kullanmaya başlamasıyla o yıl kurulmuş oldu. Bu arada RCA Alascom'un ebeveyn şirketi RCA Communications da tüm alaska çapında uydu yer istasyonları kurmak üzere geniş çapta yatırıma girişti. 1974 yılında Prudhoe Körfezi, Nome, Bethel ve Valdez 'deki yer istasyonlarını kurdu. Aynı yıl RCA kendi uyduları olan SATCOM 1 ve 2 'yi yörüngeye yerleştirdi. Alascom'un tüm uydu trafiği de bu yeni uydulara aktarıldı.
1976 Temmuzunda RCA Alascom, Hava Kuvvetleri komutanlığı ile anlaşarak ordunun demode hale gelmiş olan White Alice tesislerinin büyük bir kısmını finansal kiralama yoluyla aldı, ve onları 22 modern uydu yer istasyonu haline getirdi.
1970'lerin sonlarında, uluslararası çok sayıda çeşitli haberleşme işletmesi de yapmakta olan RCA Global Communications şirketine FCC tarafından yerli(ulusal) uydu haberleşme işletmesi işlerini diğer işlerinden ayırması gerektiği bildirildi. Böylece RCA şirketinin önemli bir kısmı RCA Alascom'dan oluşan ulusal haberleşme işleri, adı RCA American Communications (RCA Americom) olan yeni bir şirket oluşturularak bu şirketin altında toplandı.
1979 haziranında, RCA Alascom şirketi Portland, Oregon 'da bulunan "Pacific Power and Light(şimdiki ismi PacifiCorp) şirketi tarafından $200 milyon dolar(artı 90 milyon dolar kadar da uzun vadeli borcunun üstlenilmesi) karşılığında satın alındı.
Bu esnada Alascom şirketi 200'den fazla uydu yer istasyonu kurarak eyaletin en küçük yer birimine kadar haberleşme hizmeti götürebilmeyi başarmıştı. Şirket gururu ve Alaska'ya bağlılığın doruk noktasında olduğu 27 Ekim 1982'de şirket "Aurora I" isimli kendi uydusunu attığında uydu türünün tek örneği ve sadece Alaska eyaletinin kullanımına tahsis edilen tek uydu idi.
Araştırmaya da önem veren bir şirket olan Alascom, 1980'lerin ortalarında deniz ortasındaki petrol platformları için kuyu kazan teknelerin sallantılarına karşı cayro stabilizeli bir anten sistemi geliştirdi. 29 Mayıs 1991'de "Aurora II" isimli daha sofistike ve daha güçlü olan ikinci uydusunu geliştirerek eskimekte olan birinci uydunun yerine yerleştirdi. Bu uydu ile halen artan nüfusuna karşın Alaska'ya haberleşmenin yanısıra çok çeşitli hizmetler, canlı televizyon yayınları, ve uzak bölgelere uzaktan eğitim hizmetleri verilebilmektedir.
Bugün Alaska haberleşme konusunda öncü bir konumdadır. Kısa süre önce yapılan bir araştırmaya göre Alaskadaki ilköğretim okullarının %92'sinde internet imkanı var, Alaskalıların %52'si evde ve işte intenet kullanmaktadır. (Türkiyede halen %5'in altında ve artmıyor)
Alaska'nın geçmiş deneyimlerinin değerlendirilmesi uydu teknolojisinin en ücra bölgelere haberleşme imkanları götürülmesinde kabul edilebilir maliyetlerle güvenilir çözümler sağlayabildiğini göstermektedir. Telekom şebekelerinin tasarımında, oluşturulmasında, işletme ve idamesinde gösterilecek yaratıcı yaklaşımlar maliyetleri çok önemli ölçüde düşürebilmektedir. Konumları ve bulundukları yer bakımından dezavantajlı durumdaki toplulukların iletişim imkanlarına kavuşturulmasında hükümetin küçük teşvikleri ile çok büyük etki sağlanabildiği önümüzdeki Alaska örneğinin deneyimi ile sabittir.
Hindistan'ın Eğitici Uydu Televizyon (SITE) deneyi
1969 yılında, uluslararası bir konferansa sunduğu tebliğde, Hindistan'ın o zamanlarki Uzay Araştırmaları Milli Komitesi başkanı (ve Hindistan'ın uzay çalışmalarının önderi) Dr. Vikram Sarabhai, şöyle demekte idi:
"Önümüzdeki 10 yıl içinde hindistan nüfusunun %80'ine televizyon götürecek bir milli programın milli bütünlük, sosyal ve ekonomik gelişme yönündeki çalışmaların yürütülmesi ve elektronik sanayiinin teşvik ve canlandırmasında çok büyük önem taşıyacağı açıktır. Bu özellikle bizim gibi birbirinden kopuk topluluklar halinde yaşayan büyük nüfuslu ülkeler için çok büyük önem taşımaktadır".
Sarabhai, haberleşme uydularının hindistan'ın en ücra bölgelerindeki az gelişmiş topluluklara doğrudan ulaşmakta en etkili yol olacağını savunmuştu.
Daha önceleri, yani ilk jeosenkron uydu SYNCOM'ın atılmasından sadece 3 yıl sonra Dr. Sarabhai operasyonel TV yayıncılığında uzay haberleşme sistemlerinin kullanılmasını hedefleyen bazı araştırmalar başlatmıştı. 1967 yılında hindistan Uzay Araştırmaları Teşkilatı (ISRO) ile ABD'nin NASA'sı müşterek bir araştırma yürüttüler. Bu araştırma TV yayınlarına ülke çapında kapsama alanı sağlayabilmekte en etkili yöntemin doğrudan yayın uyduları(DBS) ile yersel TV vericilerinin kombinasyonundan oluşacak hibrid bir sistem olduğu sonucuna varmaktaydı. 1968 yılında ise hindistan hükümeti tarafından bir milli uydu haberleşme çalışma grubu(NASCOM) oluşturuldu.
Bu araştırmalar ve gösterdiği sonuçlar 1969 yılında hindistan hükümetinin Uydudan Eğitim Televizyonu (SITE) deneysel projesini kabul etmesini sağladı. Projenin uygulaması NASA'nın güçlü Applications Technology Satellite (ATS) - 6 uydusu ile yapılacak, uydu yerdeki vericilerden alacağı yayını doğrudan uzak köylerde bulunan antenlere yansıtacaktı. NASA'nın uzay haberleşmelerinde yeni teknolojileri deneyebilmek için sponsoru olduğu bir dizi deneysel uydudan biri olan ATS-6'nın yörüngeye yerleştirilmesi 1974 yılında gerçekleşti.
ATS-6 uydusu jeosenkron yörüngede çalışmakta ve 19 haberleşme ve teknoloji deneyini taşımaktaydı. En meşhur teknolojik özelliği güçlü 30 ayak çapındaki çanağı idi. Bu özellik yer istasyonlarının küçük ucuz antenlerle yayın alabilmelerini sağlıyordu ki sadece bu özellik bile daha önceleri uydudan yayın alabilmek için yer istasyonlarında kullanılması gereken devasa çanak sistemlerine göre başlıbaşına önemli bir avantaj idi.
NASA, ATS-6 uydusunun güçlü sinyal gönderebilme özelliğini taşradaki fakir ve ücra yörelerin uzay haberleşmelerine kolayca erişebilmesini sağlamakta kullandı. SITE projesinin yanısıra, ATS-6 uydusu Alaska ve Aplaşi dağları yöresine eğitim programları götürülmesinde, ve uydu yayınlarının doğrudan milyonlarca insanın hizmetine sunulmasını sağlayan diğer bazı projelerde de kullanıldı. Planlanan ömrünü aşarak 1979 yılına kadar çalışmasını sürdürdü.
Gökyüzündeki Öğretmen
Daha sonraları "dünyanın en büyük sosyo-teknolojik deneyi" olarak lanse edilecek olan SITE projesinin başlama tarihi 1 Ağustos 1975'dir. SITE, uydu teknolojisinin etkili bir kitle haberleşme ortamı olarak sunduğu potansiyeli göstermekteydi. Bu deney hindistan'a ulusal gelişmeyi canlandırma ve ülkenin uzak ve geri kalmış yörelerinden de televizyon sinyallerini alabilme imkanını getiren uydu yayıncılığında tecrübe kazanma fırsatı vermişti.
ATS-6 uydusuna kırsal yöredeki halka televizyondan pratik eğitim yayınları yapmakta gösterdiği yetenek nedeniyle "gökyüzündeki öğretmen" adı da verilmişti. SITE programı çerçevesinde yayınlanan televizyon programları arasında tavukçuluk, sağlık, hijyen, aile planlaması, kalkınma gibi konular ile eğlence programları yeralmaktaydı. Ekin yetiştirme, sağlıklı yaşama, gibi pratik konularda ve gerçekten oradaki halkın yaşam kalitesini yükseltebilen, hatta birçok hayatı kurtarabilen bilgiler ATS-6 sinyalleri sayesinde taşınmıştı.
Köylerde 3m'lik bir çanak geniş bir çoğrafyadaki çok sayıdaki yörenin okullarındaki büyük televizyon cihazlarına uydudan gelen sinyalleri götürmekteydi. Hakim teknoloji uydu televizyonu olmasına karşın kısmen basılı materyaler de kullanılmaktaydı. Çoğu yayın sisteminde olduğu gibi bir noktadan çok noktaya yapılan bu yayında noktadan noktaya veya yüzyüze destek ancak çok kısıtlı çapta uygulanabilmekte idi.
1 Ağustos, 1975 günü akşam üstü saat 18.20'de hindistanın altı eyaletinden küçük köylerde bulunan yaklaşık 2,330 TV cihazının canlanması ve Kenya'nın 36,000 km tepesinde bulunan yüksek güçlü, jeosenkron uydudan doğrudan yayın almaya başlaması daha sonra çok heyecan verici ve sevindirici bir an olarak anlatıldı durdu.
Dr. Vikram Sarabhai bu arada rüyasının gerçekleştiği o günü göremeden ölmüştü. Kendisine daha sonra ülkenin sorunlarını çözmek üzere ileri teknolojilerden yararlanması konusunda gösterdiği gayretlerden ötürü "Hindistanın uzay programının babası" ünvanı verildi. Onun sayesinde, eğitici televizyon yayınlarının doğrudan köylere ulaştırılmasında uydulardan yararlanan ilk ülke hindistan oldu.
Bu program daha sonra ISRO ve SITE sosyal araştırmalar koordinasyon komitesi tarafından değerlendirildiğinde büyük bir başarı olduğu sonucuna varıldı. TV cihazı başına günlük ortalama devam durumu 80-100 arası olmuştu, ve daha önce kitle iletişim araçları ile hiçbir şekilde ulaşılamayan hindistan halkının %30 kadarına bu yolla SITE tarafından ulaşılabilmişti. Rapor, ayrıca birçok zirai yeniliklerin bu televizyon programları sayesinde tetiklendiğini, hijyen ve beslenme üzerine verilen bilgiler sayesinde sayısız hayat kurtarıldığı sonucuna varmaktaydı.
Arthur C. Clarke'da bu SITE projesinde küçük ama ilginç bir rol üstlenmişti. Proje için bazı önerilerde bulunmuş ve projenin uluslararası çapta reklamını yapmıştı. SITE sırasında ve ondan önce yaptığı Hindistan seyahatleri ona sıradan insanların haberleşme sistemlerindeki gelişmeler sayesinde nasıl elle tutulur yararlar sağlayabildikleri konusunda önemli bir vizyon sağlamıştı. "Uydular ve Sari'ler " isimli birçok yayında da yer alan makalesinin son kısmı şöyleydi:
"Satyajit Ray'in nefis "Pather Panchali" sindeki en büyülü anlardan birisi küçük Apu'nun rüzgarlı ovada telgraf tellerinin rüzgar estikçe kendiliğinden çıkardığı müziği ilk defa duyduğu anla ilgili tasvirdir. Kısa süre sonra bu teller tümüyle yokolacak. Ancak, yeni nesil Apu'lar bir sonraki çağın biliminin gökyüzünden getireceği resimleri kocaman gözlerle izleyecekler, ve hindistandaki tüm çocuklar için dünyaya o zaman yeni bir pencere açılacak."
1977 yılında, hindistan hükümeti Clarke'a Sri Lanka'daki evi için bir uydu alıcı sistemi hediye ettiğinde Clarke yine televizyon tarihine geçti. Bir grup hintli mühendis uçakla gelip onun Colombo'daki evine kocaman, 5 metrelik bir çanak sistemi kurdular. Pırıl pırıl televizyon görüntüsü alındığında Sri Lanka'ya televizyon gelmiş oldu. Sri Lanka adasında o sıradaki tek özel uydu alıcı istasyonu ve tek televizyon cihazı Clarke'ınkilerdi. Çünkü 1979 yılına kadar da adada yersel yayınlar başlamadı.
Bir yerel gazetede 'Lanka'nın tek TV macerası" diyor. 'Hindistan'ın Arthur Clarke'a yaptığı jest onu dünyanın ilk özel ev uydu alıcısı sisteminin sahibi yaptı".' Kabinedeki bakanlardan, devlet memurlarından, okul öğrencilerine kadar herkes programları izleyebilmek için onun evine gidip doluşuyordu. Clarke olayı ve o günleri anlatırken "misafirperverlik faturam muazzamdı" diyor.
Hindistan'ın televizyon senaryosu da SITE macerasıyla büyük ölçüde transformasyona uğradı. Aslında bu ülkeye televizyon çok daha önceleri 1959 yılında girmişti (türkiye'ye girişi 1968). O zamanlar sadece bir tek verici cihaz vardı. 1980 yılına gelindiğinde ise ülkedeki verici sayısı ancak 18'e yükselmişti. Hindistanın Milli Uydu (Indian National Satellite (INSAT) Sisteminin faaliyete girmesi ile televizyonun çok yaygın hale gelmesi aynı tarihlere denk gelmektedir. Ülkedeki verici sayısı 1985 yılında 172'ye yükseldi. 1995 yılına gelindiğinde sayı 672'ye ulaştı, 1997 yılında ise 868 oldu.
Evlerde bulunan televizyon sayısındaki artış da muazzam. 60'ların başlarında ülkede çok az sayıda televizyon alıcısı bulunmakta idi. 1972 yılında alıcı cihaz sayısı birden 84,000'e ulaştı. 1980 yılı sonunda bu sayı 1,5 milyonu geçti. 1985 yılında ülkede 7 milyon kadar televizyon alıcısı vardı. 1995'de, 52 milyon sayısı aşıldı. 1997 yılında ülkedeki toplam 150 milyon hanenin yaklaşık 58 milyon kadarında televizyon cihazı bulunmaktaydı. Bugün ise yaklaşık bin aded tv vericisi ve 70 milyon kadar evte televizyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Halen hindistan coğrafyasının %65 'inin ve toplam nüfusun %80'inin televizyon vericileri tarafından kapsama altına alındığı kabul edilmektedir.
SITE, dolu dolu çalıştığı oniki aylık süre içinde, hindistan gibi geniş ve farklı özellikler arzeden toplumlara sahip bir ülkenin gerek duyacağı haberleşme çeşitliliğinin ancak haberleşme uydularıyla sağlanabileceği gerçeğini hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymuş oldu. Bu da hindistan'ın kendi haberleşme uydularının geliştirilip INSAT-1 uydusundan başlayarak yörüngeye yerleştirilmesini sağladı.
Çalışır bir sistemin kurulmasından önce SITE deneyimine karar verilmesi esas olarak uydu tabanlı bir eğitim televizyonu sisteminin geliştirilmesii işletimi ve test edilmesinde deneyim kazanmak istenilmesindendi. SITE nin çalışmaya başlamasının üzerinden daha dört ay geçmeden 1975 kasımında hindistan hükümeti ulusal haberleşmeler için uyduların kullanılması prensibini benimsemişti.
Uydu Haberleşme Deneyleri Projesi (STEP)
SITE'nin hemen arkasından ISRO ile Posta Telgraf bakanlığının ortak projesi olarak Fransız Alman ortak yapımı Symphonie uydusu kullanılarak 1977-1979 yılları arasında uygulanacak olan Satellite Telecommunication Experiments Project (STEP), projesine girişildi. SITE uydu televizyonu konusunu ele almıştı, STEP ise bu defa uzay haberleşme uygulamalarının bir diğer önemli dalı olan telekomünikasyon uygulamalarına ağırlık verdi.
STEP esas olarak jeosenkron uydular kullanılarak ulusal haberleşme için radyo şebekeleri ve tv aktarmaları gibi gerekleri karşılayacak bir sistem testini amaçlamaktaydı. Proje ayrıca hintli bilim adamlarının çeşitli yer istasyonu tesislerinin tasarım, üretim, montaj, işletim ve, bakımı gibi alanlardaki yetenek ve deneyimlerini geliştirmeyi, hatta önerilen INSAT ulusal uydu sisteminin gerektirdiği yerli uzmanlık alanlarının oluşturulmasını da amaçlamakta idi. Symphonie uydusunun iki transponderi bu işle ilgili deneyler için kulanıldı.
Symphonie uydu programı haziran 1967'de başladı. Fransa ve Federal Almanya'nın aralarındaki iki taraflı anlaşmaya göre iki ülke tecrübe için iki tane doğrudan telekom uydusunu müştereken geliştirecek, üretecek, fırlatacak ve çalıştıracak, bunun için gereken iki adet yer istasyonunu da müştereken tasarlayıp inşa edilecekti.
Fransız - alman ortak haberleşme uydusu Symphonie A, Les Mureaux'deki EADS tesislerinde bir araya getirildi. NASA ile yaşadıkları tecrübeler sonucu, avrupanın kendi uydu fırlatma tesislerine sahip olması gerektiğine karar verdiler.
Bu ülkelerarası anlaşmaya göre uyduların geliştirilmesi işi de her iki ülkenin eşit payla finanse edeceği bir alman-fransız konsorsiyumuna ihale edildi. Symphonie projesinin yer kısmında telefon, teleks, data, tv ve radyo programlarının aktarımı gibi geniş kapsamlı bir kullanım amacına yönelik bir dizi yer istasyonlarının yapılması sözkonusu idi. Uzay kısmında ise iki tane 3 eksen sabitlemeli jeosenkron uydu üretilecek, uydular 4-6 GHz frekans sahalarında 5-6 yer istasyonunun aynı anda haberleşebilmelerini sağlayacaktı.
UZAYIN YASALARI VAR MI?
Gün geçtikçe artan sayıda ülkenin kendi uydusunu yörüngeye yerleştirmek istemesi üzerine uzay haberleşmelerini dünya çapında düzenleyecek bazı kuralların oluşturulması zorunlu hale geldi. Bereket, Sputnik'in fırlatılmasıyla uzay çağını başlattığı 1957 yılında uyduların ve uzay haberleşme sistemlerinin ortaya çıkartacağı sorunları ele almak üzere kurulmuş dünya çapında bir forum zaten mevcut durumda idi.
ITU (International Telecommunications Union)'un evveliyatı 17 mayıs 1865 yılında kurulan Uluslararası Telgraf Birliğine dayanır. Aralarında Osmanlı imparatorluğu da bulunan 20 kurucu ülke uluslararası telgraf konvansiyonunu o zaman imzaladılar. O sıralar birçok ülkede birden telgraf şebekelerinin hızla yaygınlaşmaya başlaması üzerine 20 avrupa devletinin uluslararası bağlantılar yönünden biraraya gelerek bir taslak çerçeve anlaşmasını imzalamaları gerekmişti. Yani bugünkü ITU 'nun ilk halini teşkil eden bu birlik en başta uluslararası bağlantıları gerçekleştirecek cihazların ve kullanım şekillerinin tüm ülkeler için geçerli olacak şekilde standartlaştırılması, uluslararası fiyat tarifeleri ve hesaplama kurallarının oluşturulması amacıyla kurulmuştu.
Samuel Morse’un telgrafından sonra 1876 yılında telefonun patenti alındı ve telefon yaygınlaşmaya başladı. Bu defa uluslararası telgraf birliği telefon için uluslararası kurallar oluşturdu. Nihayet 1896 yılında telsiz haberleşmenin ilk şekli olan telsiz telgrafın keşfedilmesi ve bu tekniğin denizcilik ve diğer amaçlarla kullanımının başlaması ile ITU, 1903 yılında ilk radyo konferansını toplayarak radyotelgraf haberleşmeleri için oluşturulacak taslak kurallar üzerinde görüşmeye başladı. 1906 yılında Berlin'de gerçekleştirilen ilk uluslararası radyotelgraf konferansı bu konuda oluşturulan ilk düzenlemeleri içeren Radyotelgraf Konvansiyonunu onayladı. O zaman oluşturulan kurallar bu güne kadar çeşitli konferanslarla defalarca revize edilerek ve genişletilerek bu günkü Radyo Regülasyonlarının temelini teşkil etmiştir.
Daha sonraları ses yayıncılığı ve frekans bantlarının tahsisleri konularında daha birçok anlaşma imzalandı. 1927 yılında, Washington D.C'de yapılan bir konferans sırasında International Radio Consultative Committee (CCIR) kuruldu. Daha önce 1924 yılında International Telephone Consultative Committee (CCIF) ve 1925 yılında da International Telegraph Consultative Committee (CCIT) kurulmuş durumda idi. "Danışma Kurulu(istişare komitesi)" ünvanlı bu kurumlardan CCIT ve CCIR aslında hep telekomünikasyonun çeşitli alanlarındaki teknik çalışmalar ile test ve ölçümlerin koordinasyonundan, aynı zamanda uluslararası standartlarının oluşturulmasından sorumlu oldular.
1932 yılındaki Madrid Konferansında birlik 1865'de kurulmuş olan Uluslararası Telgraf Birliği, ile 1906'da kurulan Uluslararası Radyotelgraf Konvansiyonu'nun birleştirilerek Uluslararası Telekomünikasyon Konvansiyonu'nun oluşturulması ve isminin de artık International Telecommunication Union(ITU) olmasına karar verdi. 1934 yılının ocak ayında yürürlüğe giren yeni isim birliğin o tarihten sonra artık üstleneceği sorumlulukların kapsamına da tam uygundu. Çünkü birlik artık telli ve telsiz tüm haberleşme çeşitlerinden sorumluydu.
ITU, 15 Ekim 1947'de o sıralar yeni oluşturulmuş olan Birleşmiş Milletler ile yapılan bir anlaşma sonucu Birleşmiş Milletler'in özel ihtisas kurumlarından birisi haline geldi. Bu nedenle ITU'nun merkezi de 1948 yılında Bern'den Cenova'ya taşındı. Aynı zamanda, gittikçe daha karmaşık bir hal alan radyo frekans spektrumunun idaresi konusu da International Frequency Registration Board (IFRB = Uluslararası Frekans Kayıt Kurulu ) isimli bir kurul oluşturularak ona verildi. Kurul 1912 yılında yürürlüğe giren ve artık uluslararası olarak zorunlu ilan edilen Frekans Tahsisleri tablosunun koordinasyonundan sorumlu olarak göreve başladı.
1927 yılında kurulmuş olan International Radio Consultative Committee (CCIR) uzay haberleşme sistemlerinin ortaya çıkmaya başlamasıyla birlikte 1959 yılında uzay haberleşmelerini konu alacak bir çalışma grubu kurdu. Ayrıca 1963 yılında Geneva'da çeşitli uzay hizmetleri için frekans tahsisleri yapmak üzere bir "uzay haberleşmeleri olağanüstü idare konferansı" toplandı. Ardından yapılan çeşitli konferanslarda da çeşitli diğer frekans tahsisleri gerçekleştirilerek uydular tarafından işgal edilecek yörünge dilimleri ve kullanacakları radyo frekans spektrumuna ilişkin kurallar belirlendi. 1992 yılında ise jeostasyoner olmayan uydular kullanılarak gerçekleştirilen ve Global Mobile Personal Communications by Satellite (GMPCS) adı verilen yeni tür uzay yayınlarıı için ilk tahsisler yapıldı. Aynı yıl, bir sonraki nesil digital cep telefonları için ITU tarafından geliştirilen bir global standart olan IMT-2000 için spektrum belirlendi. Yirmibirinci yüzyılın başlarında ticari kullanıma girmek üzere geliştirilen IMT-2000 sayesinde halen dünya çapında kullanımda olan birbiriyle uyumsuz mobil sistemlerin yerine ses, veri ve internet gibi online sistemlere yüksek hızlı bağlantı imkanı sağlayan mobil bir sistemin teknik temelleri atılmış olmaktadır.
Uydularla ilgili en ortak sorun ticari haberleşme uydularının genellikle park ettikleri jeostasyoner yörüngede bir park yeri dilimi edinmekle ilgilidir.
Belirli bir yörünge dilimini kullanma hakkının edinilmesi hem ulusal hem de uluslararası yasaların kompleks bir etkileşimi sonucu belirlenmektedir. ITU çeşitli ülkelerin yörünge dilimlerini kullanma haklarının koordinasyonu için karmaşık bir dizi kurallar oluşturmuştur. Çoğu uydu yayınları bakımından yörünge dilimleri herhangi ülkeye "önce gelen alır" prensibiyle verilebilmektedir. Tek gereken şey bir hükümetin gelip ITU'ya resmen başvurarak belirlenen özelliklerde bir uyduyu o yörüngeye yerleştirmek niyetini deklare etmesidir(eğer söz konusu yörünge dilimi için daha önce benzer tarzda bir başka başvuru yapılmamışsa yörünge dilimi tamamiyle onun olur).
Ancak, bir yörünge diliminde öncelik sahibi olmak bir ülkeye o dilime münhasıran(kendi başına) sahip olma hakkını vermez. Verilen hak herhangi dilime yerleştirilen başka bir uydunun o dilimde öncelik sahibi olan uydu ile enterferansa neden olmayacak şekilde çalıştırılması zorunluluğunu güvence altına almaktan ibarettir. Çoğu zaman belirli bir yörünge dilimini önceden kendisine tahsis ettirmiş olan bir ülke oraya gerçekten bir uydu yerleştirmeyi başaramadığından, o dilim için sırada ikinci hatta üçüncü veya dördüncü durumda olmak bile bir uyduyu yayına sokabilmek için yeterli hakkı vermektedir. ITU başvuruları uluslararası öncelik kayıtlarını tutmaktadır, ancak öte yandan, uyduların işletilmesi için ulusal hükümetlerin izinleri söz konusudur.
Bugün, ilk şekliyle kuruluşundan bu yana 135 yıldan fazla geçmiş olan ITU'nun halen üçte ikisi gelişmekte olan ülkelerden oluşan 185 kadar üyesi bulunmaktadır. ITU'nun kuruluşuna yolaçan nedenler bugün de halen geçerlidir, ve teşkilatın temel hedefleri hala esas olarak aynıdır. Uzay haberleşmeleri konusundaki ana kurum ITU durumunda olmakla beraber, bazı uzay politikaları konusunda Birleşmiş Miletlere bağlı bazı diğer kurumların da rolleri bulunmaktadır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
Genel Kurul, kararları yoluyla haberleşme uydularının uzayı kulllanımındaki genel prensipleri formüle etmektedir. 3 Kasım 1947'de yani daha Sputnik bile atılmadan çok önceleri Birleşmiş Milletler genel kurulu, propaganda amaçlı veya herhangi bir şekilde uzayı tehdit edecek, ve barışı bozacak, veya bozulmasını teşvik edecek herhangi saldırganlığı mahkum eden 110 (II) no'lu kararını yayınlamıştı. Bu karar 1967 tarihli "Dış Uzay Anlaşması"ile dış uzayı da kapsayacak hale getirildi.
20 aralık 1961'de Genel Kurul, ITU ve WMO(dünya denizcilik birliği) tarafından telekomünikasyon ve meteoroloji gibi barışçıl amaçlar için uyduların kullanılması imkanlarının araştırılmasını öngören 1721 (XVI) numaralı kararını yayınladı. Karar uzayın askeri amaçlarla kullanımı riskini azaltmayı amaçlamaktaydı ve Sputnik uydusunun atıldığı ekim 1957'den, Amerikan Explorer 1 uydusunun atıldığı ocak 1958'den ve meteoroloji uydusu Tiros 1'in atıldığı nisan 1960'dan beri barışçıl amaçlarla uzayın imtiyaz gözetmeden meteoroloji gibi barışçıl amaçlarla kullanımında ısrar etmekteydi.
1963 yılında BM genel kurulu Intelsat'ın kuruluşuna bir karşılık olarak yayınladığı 1962 numaralı kararda herhangi bir ülkenin resmi veya özel kuruluşlarının uzayda yapacakları milli faaliyetlerden o ülkenin uluslararası düzeyde sorumlu olacağı karara bağlandı.
Yakın bir süre önce Kasım 1999'da BM genel kurulu üye ülkelerin dış uzayda silahlanma yarışına girmelerini engelleyecek bir karar çıkardı. Karar hükümetleri uzaydaki silahlanma yarışını engellemek üzere aktif olarak katkıda bulunmaya, ve bu hedefin aksine yolaçacak davranışlardan da kaçınmaya çağırmaktadır. Karara ABD ve Israil oy vermekten kaçındılar. Oy vermekten kaçınan diğer birkaç düzine ülkenin hiçbiri gerçekte pek uzay faaliyetleri de olmayan ülkeler idi.
1959 yılında 1472 (XIV) numaralı karara dayalı olarak Genel Kurul, Dış Uzayın Barışçı Amaçlarla Kullanımı Komitesi (COPUOS) adında ve bugün 64 ülkenin üye olduğu bir daimi komite oluşturdu. COPUOS 'a verilen görevler, dış uzayın barışçı amaçlarla kullanımında sağlanabilecek uluslararası yardımlaşmanın kapsamını belirlemek ve Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülebilecek programlar geliştirmek, dış uzay konularında sürekli araştırma ve bilgi paylaşımını cesaretlendirmek ve uzay araştırmalarının ortaya çıkarabileceği hukuki problemleri incelemek olarak özetlenebilir.
UZAYA İLİŞKİN ANLAŞMALAR
Kuruluşundan bu yana COUPOS uzay araştırmalarının çeşitli yönlerini biraraya getiren beş önemli uluslararası yasa enstrumanını yürürlüğe koydu. -- Dış Uzay Muahedesi, Kurtarma Anlaşması, Sorumluluk Sözleşmesi, Kayıt sözleşmesi, ve.. Ay Mukavelesi -- Ülkelerin uzay faaliyetleri bu sözleşmelerin çerçevesinde yürütülür. Tüm bunlar uzay araştırmaları konusunda ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları ele almakta kaydadeğer ve başarılı bir çerçeve ortaya koymakla beraber, anlaşmaların tüm maddelerine tam bir riayet sağlandığı da pek söylenemez.
Bu anlaşmaların amaçları şöyledir:
Ø1967 tarihli Dış Uzay Muahedesi, Egemenlik eşitliği prensibine dayalıdır ve dış uzaydan yararlanma hakkı tüm insanlığın yararına olmalıdır. Muahedeye göre hiçbir ülkenin bir resmi veya özel girişimi bir uzay istasyonuna, dünyanın etrafındaki bir yörüngeye, aya veya herhangi bir gök varlığı üzerine nükleer veya bir başka çeşit bir kitle imha silahı yerleştiremez. Ay ve diğer gök cisimlerinin kullanımı sadece barışçı amaçlarla sınırlıdır, ve bilhassa askeri üs, tesis, istihkam kurulamaz, herhangi tür silah denemeleri ve askeri tatbikatlar için kullanılamazlar. Bu muahede 1967 yılının 27 ocak tarihinde Washington, Moskova ve Londra merkezlerinde imzaya açıldı. İlginçtir ki bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden hemen sonra ABD ve (o zamanki) Sovyetler Birliği işbirliğine başladılar ve o tarihten itibaren uzay konusunda birlikte tasarlanan ve heriki ülkenin elemanlarınca yürütülen birçok çeşitli müşterek girişimlerde bulundular.
ØUzay Döküntüleri Anlaşması Yeni uzay çöpleri yaratılmasının önlenmesine ilişkindir. Uzay faaliyetleri yoğun olan ülkelerin çoğu roketlerin üst kademelerinin yörüngede kalma sürelerini kısaltacak, ve orada patlama olaslığını azaltacak önlemleri gönüllü olarak almışlardır. Anlaşmanın amacı uzay faaliyetlerinin geleceğini olumsuz etkileyecek olan yörüngede dolaşan artıkları azaltacak çalışmaların koordinasyonudur.
ØUluslararası yardımlaşmanın teşviki. Birleşmiş Miletler genel kurulunun 51/122 sayılı kararına göre üye ülkeler uzayın tüm ülkelerin yararına kullanılmasında anlaşmışlardır. Uzay teknolojisindeki çok hızlı gelişme sonucu bu konuda faaliyeti olan tüm ülkeler ortak amaçlar belirlemenin, bilgileri bir havuzda toplamanın ve birlikte çalışmanın mevcut kaynakların optimum kullanımını sağlayabilmekteki önemini tamamen kavramışlardır.
ØNükleer güç kaynakları. Birleşmiş milletler genel kurulu Aralık 1992'de dış uzayda nükleer güç kullanımının esaslarını belirledi. Bu prensipler uzayın derinliklerindeki uydu görevleri için nükleer güç kaynaklarının güvenli olarak kullanımında bir rehber teşkil etmektedir. 1998 yılında Bilimsel ve Teknik alt komite söz konusu çalışma grubu için dört yıllık bir plan ve çalışma programı belirledi. Çalışmalar uzayda nükleer enerji kullanımını güvenli hale getirecek yöntem ve standartları belirlemeyi amaçlıyor.
ØUlaştırma, Telekom. Endüstri toplumları ile yeni ortaya çıkmakta olan ekonomiler arasındaki enformasyon uçurumunu kapatmakta etkili haberleşme sistemlerinin hayati derecede önemi var. . Gelişmekte olan ülkelerin dünyanın geri kalan kısmı ile teması sağlayabilmek ve yerel altyapıyı inşa edebilmek, bilgiye ulaşabilmek için yayın ve telefon sinyallerine ihtiyacı var. Haberleşme uydularının kullanımı birçok zaman örneğin fiber-optik hatların döşenmesinden daha ucuz ve daha basit olabilmektedir. Ancak bunun için belirli eylem programlarının üstlenilmesi, örneğin özel sektörün bu alanda yatırım yapmasını teşvik edecek hukuki çerçevelerin oluşturulması gerekiyor. Dahası, gelişmekte olan ülkelerin haberleşme gereklerini belirlemekte uzman desteğine ve yerel bilgi ve uzmanlıkların oluşturulması için gerekli eğitim programlarının sağlanmasına ihtiyaç var.
Uzayla ilgili diğer bazı kayda değer sözleşmeler şunlar:
Ø Uluslararası Haberleşme Uyduları Teşkilatı (INTELSAT)'ın kurulması anlaşması (20 Ağustos 1971).
Ø Uzaya gönderilen cisimlerin yarattığı zararlardan uluslararası sorumluluk anlaşması (1972)
Ø Uzaya fırlatılan cisimlerin bildirilmesi ve kayıt altına alınması sözleşmesi (1975)
Ø Uluslararası denizcilik uyduları teşkilatı (INMARSAT)'ın kurulması anlaşması(1979)
Jeostasyoner yörüngeye erişim
Sputnik'in fırlatılmasından kısa bir süre sonra ITU'nun radyo nizamnamelerini ele almak ve yenilemek üzere toplanmış olan 1959 Yönetsel Radyo Konferansı(ARC) sırasında ilk defa ITU tarafından uydu haberleşmeleri konusuna da ilgi gösterilmişti. Bu toplantı sırasında ITU tarafından uydu yayınlarının nasıl gelişeceğini öngörmek için henüz daha çok erken olduğu, bu nedenle sadece frekans tablosuyla sınırlı kalınması ve uzay araştırmaları amacıyla yeni frekansların tahsis edilmesinden öteye geçilmemesine karar verildi. ITU ayrıca uzay radyo haberleşmelerinin çeşitli kategorileri için gerek duyulabilecek frekans bantlarının tahsisi konusunun ele alınması için özel bir konferans düzenlenmesini de tavsiye kararı olarak yayınlamıştı.
1965 yılında ITU Olağanüstü Yönetsel Radyo Konferansını(EARC) özellikle uzay haberleşme yayınlarının gereklerini belirlemek amacıyla topladı. Konferans birliğin tüm ortakları ve üyelerinin uzay haberleşmelerine tahsis edilecek bantların rasyonel ve eşitlikçi kullanımında yararları ve hakları olduğuna karar verdi. "Uzay haberleşmelerinin frekans spektrumundan yararlanma bundan böyle tüm ülkelerin ortak yararlarını gözeterek adil ve eşitlikçi paylaşımını sağlayacak esaslara göre varılacak uluslararası anlaşmalara tabi olarak yürütülecektir."
ITU (International Telecommunications Union)'un evveliyatı 17 mayıs 1865 yılında kurulan Uluslararası Telgraf Birliğine dayanır. Aralarında Osmanlı imparatorluğu da bulunan 20 kurucu ülke uluslararası telgraf konvansiyonunu o zaman imzaladılar. O sıralar birçok ülkede birden telgraf şebekelerinin hızla yaygınlaşmaya başlaması üzerine 20 avrupa devletinin uluslararası bağlantılar yönünden biraraya gelerek bir taslak çerçeve anlaşmasını imzalamaları gerekmişti. Yani bugünkü ITU 'nun ilk halini teşkil eden bu birlik en başta uluslararası bağlantıları gerçekleştirecek cihazların ve kullanım şekillerinin tüm ülkeler için geçerli olacak şekilde standartlaştırılması, uluslararası fiyat tarifeleri ve hesaplama kurallarının oluşturulması amacıyla kurulmuştu.
Samuel Morse’un telgrafından sonra 1876 yılında telefonun patenti alındı ve telefon yaygınlaşmaya başladı. Bu defa uluslararası telgraf birliği telefon için uluslararası kurallar oluşturdu. Nihayet 1896 yılında telsiz haberleşmenin ilk şekli olan telsiz telgrafın keşfedilmesi ve bu tekniğin denizcilik ve diğer amaçlarla kullanımının başlaması ile ITU, 1903 yılında ilk radyo konferansını toplayarak radyotelgraf haberleşmeleri için oluşturulacak taslak kurallar üzerinde görüşmeye başladı. 1906 yılında Berlin'de gerçekleştirilen ilk uluslararası radyotelgraf konferansı bu konuda oluşturulan ilk düzenlemeleri içeren Radyotelgraf Konvansiyonunu onayladı. O zaman oluşturulan kurallar bu güne kadar çeşitli konferanslarla defalarca revize edilerek ve genişletilerek bu günkü Radyo Regülasyonlarının temelini teşkil etmiştir.
Daha sonraları ses yayıncılığı ve frekans bantlarının tahsisleri konularında daha birçok anlaşma imzalandı. 1927 yılında, Washington D.C'de yapılan bir konferans sırasında International Radio Consultative Committee (CCIR) kuruldu. Daha önce 1924 yılında International Telephone Consultative Committee (CCIF) ve 1925 yılında da International Telegraph Consultative Committee (CCIT) kurulmuş durumda idi. "Danışma Kurulu(istişare komitesi)" ünvanlı bu kurumlardan CCIT ve CCIR aslında hep telekomünikasyonun çeşitli alanlarındaki teknik çalışmalar ile test ve ölçümlerin koordinasyonundan, aynı zamanda uluslararası standartlarının oluşturulmasından sorumlu oldular.
1932 yılındaki Madrid Konferansında birlik 1865'de kurulmuş olan Uluslararası Telgraf Birliği, ile 1906'da kurulan Uluslararası Radyotelgraf Konvansiyonu'nun birleştirilerek Uluslararası Telekomünikasyon Konvansiyonu'nun oluşturulması ve isminin de artık International Telecommunication Union(ITU) olmasına karar verdi. 1934 yılının ocak ayında yürürlüğe giren yeni isim birliğin o tarihten sonra artık üstleneceği sorumlulukların kapsamına da tam uygundu. Çünkü birlik artık telli ve telsiz tüm haberleşme çeşitlerinden sorumluydu.
ITU, 15 Ekim 1947'de o sıralar yeni oluşturulmuş olan Birleşmiş Milletler ile yapılan bir anlaşma sonucu Birleşmiş Milletler'in özel ihtisas kurumlarından birisi haline geldi. Bu nedenle ITU'nun merkezi de 1948 yılında Bern'den Cenova'ya taşındı. Aynı zamanda, gittikçe daha karmaşık bir hal alan radyo frekans spektrumunun idaresi konusu da International Frequency Registration Board (IFRB = Uluslararası Frekans Kayıt Kurulu ) isimli bir kurul oluşturularak ona verildi. Kurul 1912 yılında yürürlüğe giren ve artık uluslararası olarak zorunlu ilan edilen Frekans Tahsisleri tablosunun koordinasyonundan sorumlu olarak göreve başladı.
1927 yılında kurulmuş olan International Radio Consultative Committee (CCIR) uzay haberleşme sistemlerinin ortaya çıkmaya başlamasıyla birlikte 1959 yılında uzay haberleşmelerini konu alacak bir çalışma grubu kurdu. Ayrıca 1963 yılında Geneva'da çeşitli uzay hizmetleri için frekans tahsisleri yapmak üzere bir "uzay haberleşmeleri olağanüstü idare konferansı" toplandı. Ardından yapılan çeşitli konferanslarda da çeşitli diğer frekans tahsisleri gerçekleştirilerek uydular tarafından işgal edilecek yörünge dilimleri ve kullanacakları radyo frekans spektrumuna ilişkin kurallar belirlendi. 1992 yılında ise jeostasyoner olmayan uydular kullanılarak gerçekleştirilen ve Global Mobile Personal Communications by Satellite (GMPCS) adı verilen yeni tür uzay yayınlarıı için ilk tahsisler yapıldı. Aynı yıl, bir sonraki nesil digital cep telefonları için ITU tarafından geliştirilen bir global standart olan IMT-2000 için spektrum belirlendi. Yirmibirinci yüzyılın başlarında ticari kullanıma girmek üzere geliştirilen IMT-2000 sayesinde halen dünya çapında kullanımda olan birbiriyle uyumsuz mobil sistemlerin yerine ses, veri ve internet gibi online sistemlere yüksek hızlı bağlantı imkanı sağlayan mobil bir sistemin teknik temelleri atılmış olmaktadır.
Uydularla ilgili en ortak sorun ticari haberleşme uydularının genellikle park ettikleri jeostasyoner yörüngede bir park yeri dilimi edinmekle ilgilidir.
Belirli bir yörünge dilimini kullanma hakkının edinilmesi hem ulusal hem de uluslararası yasaların kompleks bir etkileşimi sonucu belirlenmektedir. ITU çeşitli ülkelerin yörünge dilimlerini kullanma haklarının koordinasyonu için karmaşık bir dizi kurallar oluşturmuştur. Çoğu uydu yayınları bakımından yörünge dilimleri herhangi ülkeye "önce gelen alır" prensibiyle verilebilmektedir. Tek gereken şey bir hükümetin gelip ITU'ya resmen başvurarak belirlenen özelliklerde bir uyduyu o yörüngeye yerleştirmek niyetini deklare etmesidir(eğer söz konusu yörünge dilimi için daha önce benzer tarzda bir başka başvuru yapılmamışsa yörünge dilimi tamamiyle onun olur).
Ancak, bir yörünge diliminde öncelik sahibi olmak bir ülkeye o dilime münhasıran(kendi başına) sahip olma hakkını vermez. Verilen hak herhangi dilime yerleştirilen başka bir uydunun o dilimde öncelik sahibi olan uydu ile enterferansa neden olmayacak şekilde çalıştırılması zorunluluğunu güvence altına almaktan ibarettir. Çoğu zaman belirli bir yörünge dilimini önceden kendisine tahsis ettirmiş olan bir ülke oraya gerçekten bir uydu yerleştirmeyi başaramadığından, o dilim için sırada ikinci hatta üçüncü veya dördüncü durumda olmak bile bir uyduyu yayına sokabilmek için yeterli hakkı vermektedir. ITU başvuruları uluslararası öncelik kayıtlarını tutmaktadır, ancak öte yandan, uyduların işletilmesi için ulusal hükümetlerin izinleri söz konusudur.
Bugün, ilk şekliyle kuruluşundan bu yana 135 yıldan fazla geçmiş olan ITU'nun halen üçte ikisi gelişmekte olan ülkelerden oluşan 185 kadar üyesi bulunmaktadır. ITU'nun kuruluşuna yolaçan nedenler bugün de halen geçerlidir, ve teşkilatın temel hedefleri hala esas olarak aynıdır. Uzay haberleşmeleri konusundaki ana kurum ITU durumunda olmakla beraber, bazı uzay politikaları konusunda Birleşmiş Miletlere bağlı bazı diğer kurumların da rolleri bulunmaktadır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
Genel Kurul, kararları yoluyla haberleşme uydularının uzayı kulllanımındaki genel prensipleri formüle etmektedir. 3 Kasım 1947'de yani daha Sputnik bile atılmadan çok önceleri Birleşmiş Milletler genel kurulu, propaganda amaçlı veya herhangi bir şekilde uzayı tehdit edecek, ve barışı bozacak, veya bozulmasını teşvik edecek herhangi saldırganlığı mahkum eden 110 (II) no'lu kararını yayınlamıştı. Bu karar 1967 tarihli "Dış Uzay Anlaşması"ile dış uzayı da kapsayacak hale getirildi.
20 aralık 1961'de Genel Kurul, ITU ve WMO(dünya denizcilik birliği) tarafından telekomünikasyon ve meteoroloji gibi barışçıl amaçlar için uyduların kullanılması imkanlarının araştırılmasını öngören 1721 (XVI) numaralı kararını yayınladı. Karar uzayın askeri amaçlarla kullanımı riskini azaltmayı amaçlamaktaydı ve Sputnik uydusunun atıldığı ekim 1957'den, Amerikan Explorer 1 uydusunun atıldığı ocak 1958'den ve meteoroloji uydusu Tiros 1'in atıldığı nisan 1960'dan beri barışçıl amaçlarla uzayın imtiyaz gözetmeden meteoroloji gibi barışçıl amaçlarla kullanımında ısrar etmekteydi.
1963 yılında BM genel kurulu Intelsat'ın kuruluşuna bir karşılık olarak yayınladığı 1962 numaralı kararda herhangi bir ülkenin resmi veya özel kuruluşlarının uzayda yapacakları milli faaliyetlerden o ülkenin uluslararası düzeyde sorumlu olacağı karara bağlandı.
Yakın bir süre önce Kasım 1999'da BM genel kurulu üye ülkelerin dış uzayda silahlanma yarışına girmelerini engelleyecek bir karar çıkardı. Karar hükümetleri uzaydaki silahlanma yarışını engellemek üzere aktif olarak katkıda bulunmaya, ve bu hedefin aksine yolaçacak davranışlardan da kaçınmaya çağırmaktadır. Karara ABD ve Israil oy vermekten kaçındılar. Oy vermekten kaçınan diğer birkaç düzine ülkenin hiçbiri gerçekte pek uzay faaliyetleri de olmayan ülkeler idi.
1959 yılında 1472 (XIV) numaralı karara dayalı olarak Genel Kurul, Dış Uzayın Barışçı Amaçlarla Kullanımı Komitesi (COPUOS) adında ve bugün 64 ülkenin üye olduğu bir daimi komite oluşturdu. COPUOS 'a verilen görevler, dış uzayın barışçı amaçlarla kullanımında sağlanabilecek uluslararası yardımlaşmanın kapsamını belirlemek ve Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülebilecek programlar geliştirmek, dış uzay konularında sürekli araştırma ve bilgi paylaşımını cesaretlendirmek ve uzay araştırmalarının ortaya çıkarabileceği hukuki problemleri incelemek olarak özetlenebilir.
UZAYA İLİŞKİN ANLAŞMALAR
Kuruluşundan bu yana COUPOS uzay araştırmalarının çeşitli yönlerini biraraya getiren beş önemli uluslararası yasa enstrumanını yürürlüğe koydu. -- Dış Uzay Muahedesi, Kurtarma Anlaşması, Sorumluluk Sözleşmesi, Kayıt sözleşmesi, ve.. Ay Mukavelesi -- Ülkelerin uzay faaliyetleri bu sözleşmelerin çerçevesinde yürütülür. Tüm bunlar uzay araştırmaları konusunda ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları ele almakta kaydadeğer ve başarılı bir çerçeve ortaya koymakla beraber, anlaşmaların tüm maddelerine tam bir riayet sağlandığı da pek söylenemez.
Bu anlaşmaların amaçları şöyledir:
Ø1967 tarihli Dış Uzay Muahedesi, Egemenlik eşitliği prensibine dayalıdır ve dış uzaydan yararlanma hakkı tüm insanlığın yararına olmalıdır. Muahedeye göre hiçbir ülkenin bir resmi veya özel girişimi bir uzay istasyonuna, dünyanın etrafındaki bir yörüngeye, aya veya herhangi bir gök varlığı üzerine nükleer veya bir başka çeşit bir kitle imha silahı yerleştiremez. Ay ve diğer gök cisimlerinin kullanımı sadece barışçı amaçlarla sınırlıdır, ve bilhassa askeri üs, tesis, istihkam kurulamaz, herhangi tür silah denemeleri ve askeri tatbikatlar için kullanılamazlar. Bu muahede 1967 yılının 27 ocak tarihinde Washington, Moskova ve Londra merkezlerinde imzaya açıldı. İlginçtir ki bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden hemen sonra ABD ve (o zamanki) Sovyetler Birliği işbirliğine başladılar ve o tarihten itibaren uzay konusunda birlikte tasarlanan ve heriki ülkenin elemanlarınca yürütülen birçok çeşitli müşterek girişimlerde bulundular.
ØUzay Döküntüleri Anlaşması Yeni uzay çöpleri yaratılmasının önlenmesine ilişkindir. Uzay faaliyetleri yoğun olan ülkelerin çoğu roketlerin üst kademelerinin yörüngede kalma sürelerini kısaltacak, ve orada patlama olaslığını azaltacak önlemleri gönüllü olarak almışlardır. Anlaşmanın amacı uzay faaliyetlerinin geleceğini olumsuz etkileyecek olan yörüngede dolaşan artıkları azaltacak çalışmaların koordinasyonudur.
ØUluslararası yardımlaşmanın teşviki. Birleşmiş Miletler genel kurulunun 51/122 sayılı kararına göre üye ülkeler uzayın tüm ülkelerin yararına kullanılmasında anlaşmışlardır. Uzay teknolojisindeki çok hızlı gelişme sonucu bu konuda faaliyeti olan tüm ülkeler ortak amaçlar belirlemenin, bilgileri bir havuzda toplamanın ve birlikte çalışmanın mevcut kaynakların optimum kullanımını sağlayabilmekteki önemini tamamen kavramışlardır.
ØNükleer güç kaynakları. Birleşmiş milletler genel kurulu Aralık 1992'de dış uzayda nükleer güç kullanımının esaslarını belirledi. Bu prensipler uzayın derinliklerindeki uydu görevleri için nükleer güç kaynaklarının güvenli olarak kullanımında bir rehber teşkil etmektedir. 1998 yılında Bilimsel ve Teknik alt komite söz konusu çalışma grubu için dört yıllık bir plan ve çalışma programı belirledi. Çalışmalar uzayda nükleer enerji kullanımını güvenli hale getirecek yöntem ve standartları belirlemeyi amaçlıyor.
ØUlaştırma, Telekom. Endüstri toplumları ile yeni ortaya çıkmakta olan ekonomiler arasındaki enformasyon uçurumunu kapatmakta etkili haberleşme sistemlerinin hayati derecede önemi var. . Gelişmekte olan ülkelerin dünyanın geri kalan kısmı ile teması sağlayabilmek ve yerel altyapıyı inşa edebilmek, bilgiye ulaşabilmek için yayın ve telefon sinyallerine ihtiyacı var. Haberleşme uydularının kullanımı birçok zaman örneğin fiber-optik hatların döşenmesinden daha ucuz ve daha basit olabilmektedir. Ancak bunun için belirli eylem programlarının üstlenilmesi, örneğin özel sektörün bu alanda yatırım yapmasını teşvik edecek hukuki çerçevelerin oluşturulması gerekiyor. Dahası, gelişmekte olan ülkelerin haberleşme gereklerini belirlemekte uzman desteğine ve yerel bilgi ve uzmanlıkların oluşturulması için gerekli eğitim programlarının sağlanmasına ihtiyaç var.
Uzayla ilgili diğer bazı kayda değer sözleşmeler şunlar:
Ø Uluslararası Haberleşme Uyduları Teşkilatı (INTELSAT)'ın kurulması anlaşması (20 Ağustos 1971).
Ø Uzaya gönderilen cisimlerin yarattığı zararlardan uluslararası sorumluluk anlaşması (1972)
Ø Uzaya fırlatılan cisimlerin bildirilmesi ve kayıt altına alınması sözleşmesi (1975)
Ø Uluslararası denizcilik uyduları teşkilatı (INMARSAT)'ın kurulması anlaşması(1979)
Jeostasyoner yörüngeye erişim
Sputnik'in fırlatılmasından kısa bir süre sonra ITU'nun radyo nizamnamelerini ele almak ve yenilemek üzere toplanmış olan 1959 Yönetsel Radyo Konferansı(ARC) sırasında ilk defa ITU tarafından uydu haberleşmeleri konusuna da ilgi gösterilmişti. Bu toplantı sırasında ITU tarafından uydu yayınlarının nasıl gelişeceğini öngörmek için henüz daha çok erken olduğu, bu nedenle sadece frekans tablosuyla sınırlı kalınması ve uzay araştırmaları amacıyla yeni frekansların tahsis edilmesinden öteye geçilmemesine karar verildi. ITU ayrıca uzay radyo haberleşmelerinin çeşitli kategorileri için gerek duyulabilecek frekans bantlarının tahsisi konusunun ele alınması için özel bir konferans düzenlenmesini de tavsiye kararı olarak yayınlamıştı.
1965 yılında ITU Olağanüstü Yönetsel Radyo Konferansını(EARC) özellikle uzay haberleşme yayınlarının gereklerini belirlemek amacıyla topladı. Konferans birliğin tüm ortakları ve üyelerinin uzay haberleşmelerine tahsis edilecek bantların rasyonel ve eşitlikçi kullanımında yararları ve hakları olduğuna karar verdi. "Uzay haberleşmelerinin frekans spektrumundan yararlanma bundan böyle tüm ülkelerin ortak yararlarını gözeterek adil ve eşitlikçi paylaşımını sağlayacak esaslara göre varılacak uluslararası anlaşmalara tabi olarak yürütülecektir."
DOĞRUDAN EVE (DTH) UYDU YAYINCILIĞININ KISA TARİHİ ve UYDU ALANINDA İLKLER
1945 - Bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke jeosenkron yörüngeye (ekvatorun 36 km yukarısına) konulacak üç uydu ile bir global haberleşme sistemi kurulması olanaklarının ana hatlarını açıkladığı makalesini yazar. Makaleye gore bu üç uydu birbirinden eşit uzaklıkta olacaktır.
1950'ler
Ekim 4, 1957: - İlk uydu -Rus uydusu: Sputnik 01
Kasım 3, 1957: - Uzaya çıkan ilk canlı: Sputnik 02
Şubat 1, 1958: - İlk Amerikan uydusu: Explorer 01
Aralık 18, 1958: - İlk telekomünikasyon uydusu: (Sadece bir teyp kaydını yayınladı): Score
Ekim 13, 1959: - İlk meteoroloji uydusu: Explorer 07
1960'lar
Mayıs 13, 1960: - NASA'nın yörüngeye yerleşemeyen uydusu: Echo A-10
Ağustos 12, 1960: - İlk başarılı pasif uydu: Echo 1
Ekim 4, 1960: - İlk başarılı aktif uydu: Courier 1B
Kasım 3, 1960: - İlk NASA uydusu: Explorer 08
Nisan 12, 1961: - Uzayda ilk insan
Ekim 21, 1961: - Anten sorunu: Midas 4
Aralık 12, 1961: - OSCAR I - Thor Agena B fırlatıcısıyla Kaliforniyadaki Vandenberg Hava üssünden fırlatılan ilk amatör uydu.
Şubat 24, 1962: - Uydu ile ilk telefon haberleşmesi ve TV yayını: Echo 1
Nisan 26, 1962: - İlk İngiliz uydusu: Ariel 1
Temmuz 10, 1962: - İlk telekom uydusu, İlk gerçek zamanlı aktif uydu, AT&T: Telstar 1 - Telstar 1 uydusu yardımıyla Fransadan ABD'ye ilk TV yayını aktarılır. Kongre Haberleşme Uyduları kanununu onaylar ve COMSAT teşkil edilir.
Eylül 29, 1962: - İlk Kanada uydusu: Alouette 1
Haziran 16, 1963: - Uzayda ilk kadın
Aralık 13, 1962: - RCA, Gerçek zamanlı aktif uydu: Relay 1
Şubat 14, 1963: - Electronik arızası, NASA: Syncom 1
Mayıs 7, 1963: - Gerçek zamanlı aktif uydu: Telstar 2
Mayıs 9, 1963: - Başarılı dipoller: West Ford
Temmuz 26, 1963: - Sabit yörüngeye başarıyla yerleştirilen ilk uydu: Syncom 2
Ocak 21, 1964: - Gerçek zamanlı aktif uydu: Relay 2
Ocak 25, 1964: - Sovyetlerle ABD'nin giriştiği ilk müşterek proje, pasif son uydu: Echo 2
Ağustos 19, 1964: - Jeostasyoner ilk, sabit yörüngeli ikinci uydu: Syncom 3
Aralık 15, 1964: - İlk Italyan uydusu: San Marco 1
Şubat 11, 1965: - Gerçek zamanlı aktif uydu: Relay 2
Mart 9, 1965: - Gerçek zamanlı amatör uydusu ilk defa aktif: Oscar 3
Nisan 6, 1965: - Intelsat 1, İlk ticari haberleşme uydusu (comsat): Early Bird. Bu uydu 240 telefon bağlantısı veya siyah beyaz bir televizyon kanalı sağlamaktadır.
Nisan 23, 1965: - İlk Sovyet (USSR) gerçek zamanlı aktif uydusu: Sputnik şebekesinin ilk uydusu Molniya 1A
Mayıs 6, 1965: - Gerçek zamanlı aktif: Les 2
Ekim 14, 1965: - Sovyetlerin(USSR) gerçek zamanlı ikinci aktif uydusu: Molniya 1B
Kasım 26, 1965: - İlk Fransız uydusu: AST
Aralık 21, 1965: - Yüksek yörüngedeki ilk Hamsat: Oscar 4
Kasım 5, 1967: - İlk jeostasyoner meteoroloji: ATS 3
Kasım 29, 1967: - İlk Avustralya uydusu: Wresat
Mayıs 17, 1968: - İlk Avrupa uydusu: ESRO 2B
Temmuz 21, 1969: - İlk defa insan Aya ayak bastı. 4 televizyon kanalı taşıyan Intelsat 3 fırlatıldı.
Kasım 8, 1969: - İlk Alman uydusu: Azur
1970'ler
Şubat 11, 1970: - İlk Japon uydusu: Ohsumi
Mart 10, 1970: - Guyana'daki Kourou dan ilk fırlatma: Mika
Nisan 24, 1970: - İlk Çin uydusu: Dong Fang Hong 01
Ekim 28, 1971: - İlk İngiltereden fırlatılan uydu: Prospero
1972 - ABD hükümetinin "Açık Gökyüzü" politikasını benimsemesi sonucu özel sektör uydu yatırımlarına başlar.
Kanada'nın Anik A1 uydusu fırlatılır, Bu uydu 6000 telefon bağlantısı veya 12 renkli televizyon kanalı sağlamaktadır.
1973 - Kanada kuzey amerikada bulunan ilk sabit uydu Anik1' i çalıştırmaya başlar.
Mayıs 30, 1974: - İlk doğrudan yayın yapan uydu: ATS 6
1974 - Western Union ilk sabit amerikan uydusu Westar 1'i atar. Onu hemen Westar II izleyecektir.
Sovyetler Birliği'nin üçüncü kuşak Molniya uyduları sayesinde renkli televizyon yayınlarının nakli gerçekleştirildi.
Ağustos 30, 1974: - İlk Hollanda uydusu: ANS
Kasım 15, 1974: - İlk İspanyol uydusu: Intasat
Aralık 19, 1974: - İlk 3-eksen stabilizasyonlu uydu: Symphonie 1
1975 - HBO Satcom1 üzerindeki ilk uydu yayın sistemine başlar. Yayın kablo şirketlerine aktarılır.
Mayıs 19, 1975: - İlk Hindistan uydusu: Aryabhata
Temmuz 8, 1976: - İlk Endonezya uydusu: Palapa A1
1976
Taylor Howard kendi ev yapımı çanağıyla C-bandı uydu yayınlarını izleyen ilk kişi olur.
Federal Haberleşme Komisyonu terminallerde belirli minimum performans düzeylerini tutturmaları kaydıyla 4,5m çanakların da kullanılabilmesini onaylar. (daha önceki standart 9m idi)
HBO uydu yardımıyla "Thrilla from Manila" ağır sıklet boks maçını yayınlar. Ted Turner Amerikanın ilk super istasyonunu kurmak için kolları sıvar.
Christian Broadcasting Network (Daha sonra The Family Channel oldu) ilk uydudan aktarılan temel yayın hizmetini başlatır.
Endonezya'nın ilk telekomünikasyon uydusu Palapa Sistemi. Kuzey Amerika'da ABD ile Kanada arasında çeşitli deneyleri sürdürmek için kullanılan telekomünikasyon uydusu Hermes fırlatıldı.
1977 - Fransa ile Almanya televizyonu uydu aracılığıyla daha geniş bir kitleye ulaştırabilmek amacıyla anlaşırlar. World Administrative Radio Conference (WARC) her ülke için ayrı ayrı belirlenen uydu noktalarını ve frekanslarını açıklar.
Ekim 24, 1978: - İlk Çekoslovak uydusu: Magion 1
1978 - Taylor Howard "Düşük maliyetli bir uydu tv sistemi" isimli el kitabını yayınlar. Doğrudan eve (DTH) uydu yayıncılığı tüm dünyadaki amatör radyocuların da devreye girmesiyle hız kazanır.
Hindistan: Bir amerikan uydusu olan AIS-6'nın bütün hindistan'ı yayın alanı içine alması sağlanır. Japonya'nın BSE (Broadcasting Satellite for Experimental Purpose) deney uydusu fırlatılır.
1979 - FCC uluslararası haberleşme amaçlarıyla kullanılacak olanlar dışındaki çanak kullanım izinlerini isteğe bağlı hale getirir.
- Neiman Marcus "his-and-hers" Noel kataloğunun kapağına Scientific Atlanta yapımı ev uydu TV cihazlarını da koyar. Iki çanaklı sistemin fiyatı $36.000
- Satellite Television Corp. ilk defa BSS bandında bir DBS sistemi kurmak ve işletmek için FCC ye başvurur. Daha sonraki yedi ayda 13 DBS başvurusu daha olur.
- Stanley S. Hubbard ilk DBS lisansını alır ve daha sonra U.S. Satellite Broadcasting'I başlatır.
1980'ler
Temmuz 18, 1980: - İlk Hindistandan fırlatılan uydu: Rohini 1B
1980 - National Microtech fiyatı $10.000 altındaki ilk ev uydu sistemini piyasaya sürer. ,
Ağustos 7, 1981: - İlk Bulgaristan uydusu: Intercosmos Bulgaria 1300
1983 - Hughes Communications tarafından kablo TV dağıtımına tahsis edilen ilk uydu Galaxy I fırlatılır. Avrupa'nın ECS1(European Communicaton Satellite) uydusu fırlatılır. Bu uydu Eurovision için iki renkli tv programı ve 12000 eşzamanlı telefon bağlantısı sağlamaktadır.
1984 - Türkiye'de uluslararası yayın bağlantıları uydu aracılığıyla yapılmaya başlandı. ABD'de - Başkan Reagan kablo haberleşmeleri yasasını imzalar. Yasa Md .705 de şifresiz uydu televizyon yayınlarının özel amaçlarla alınmasını serbest bırakmaktadır.
Nisan 6, 1984: - Mekik gönderilerek uzayda tamir edilen İlk uydu: SMM
Kasım16, 1984: -Uzaydan geri getirilen ilk uydu: STS 19
Şubat 8, 1985: - İlk Brezilya uydusu: Brazilsat A1
Haziran 17, 1985: - İlk Meksika uydusu: Morelos 1
1985 - HBO şifreli Cinemax ve HBO yayınlarının ev uydu tv izleyicilerine yerel kablo şirketleri kanalıyla pazarlanması girişimini başlatır. Şifreli tv yayınlarının adil ve makul ücretlerle yapılmasını güvence altına alma konusunda yasa önerisi hazırlanır.
- C-Bandı sistem sevkiyatları endüstrinin rekoru olan 735.000 rakamını bulur.
- Orta Doğu: Arabsat şebekesi kuruldu. Avrupa'da Télécom 1 fırlatıldı.
Şubat 22, 1986: - İlk İsveç uydusu: Viking
1986 - HBO film yayınlarını tamgün şifreleyen ilk kanal olur. Endüstri, basındaki olumsuz yayınlar ve kablocuların çanak karşıtı kampanyasından olumsuz etkilenir. Çanak sevkiyatları 235.000 adede düşer ve perakende uyducuların %50 si işini tasfiye eder.
- PrimeTime 24 ve Netlink uzak şebekeleri pazarlamaya başlar.
- SPACE ve DBSA uyducular birlikleri birleşerek SBCA yı teşkil ederler.
- Türkiye'de TV yayınlarının stüdyo'dan vericilere uydu aracılığıyla nakline başlandı. Japonya'nın BS-2 uydusu fırlatıldı.
1987 - Şebeke yayınlarının paketlenmesi, tüketici erişimi ve çanak sahibinin hakları gibi çeşitli konularda yasalar yapılır.
- Türkiye'de ilk uydu yayınlar izlenmeye başlanır. Bu yayınların izlenmesi için gerekli teçhizatın ithali, imali ve sistem kurulması TGM(Telsiz Genel Müdürlüğü) onayına bağlanır. TGM kurulan her alıcı için izlenen kanal sayısına göre yıllık ruhsat harcı almaktadır.
- Almanya: TV-SAT 1 fırlatılır. Ancak bu uydu, güneş panelleri çalışmadığı için yayın yapamaz.
Eylül 19, 1988: - İlk İsrail uydusu: Offek 1
Aralık 11, 1988: - İlk Lüxemburg uydusu: Astra 1A
1988 - ABD de Korsancılık alır yürür. General Instrument VideoCipher II Plus projesini açıklar. SBCA(uyducular konfederasyonu) sinyal hırsızlığıyla mücadele etmek üzere Anti-Korsan Görev Gücü'nü kurar.
- Başkan Reagan "evden uydu yayını izleme" yasasını onaylar. Bu yasaya göre TV yayınlarının telif hakkı vardır ve uydu sinyal hırsızlığının cezaları arttırılmıştır.
- Türkiyede polyester çanak üreticilerinin sayısı artmıştır. En küçük 2m çapındaki prime-focus (parabol) çanaklarla Alman Tele-5, 3-Sat, RTL gibi 5 kanal izlenebilmektedir.
- Japonya Tokyo Olimpiyat oyunlarının televizyondan ve doğrudan yayın uydusu yardımıyla izlenilmesini sağlar. Avrupa'nın ilk özel uydusu "Astra" fırlatılır.
1989 - ABD de korsanlık salgın halini alır. Telif hakkı sahipleri bu durumda ürünlerini pazardan çekmekle tehdit ederler.
- Türksat uyduları proje safhasındadır. Türkiyede ilk özel radyolar ve özel televizyon için çalışmalar başlar.
1990'lar
Ocak 22, 1990: - İlk Arjantin uydusu: Lusat
Temmuz 16, 1990: - İlk Pakistan uydusu: Badr A
1990 - Hughes Communications, NBC, News Corp. ve Cablevision Systems güçlü bir DBS yayını olan Sky Cable projesini açıkladılar. Ortaklıkta problemler çıktı, iş sonunda Hughes in elinde kaldı projenin ismi de Direc TV oldu.
- General Instrument ın VCII VideoCipher uydu dekoder cihazı poblemleri nedeniyle VCII-Plus şekline dönüştü.
- Büyük zararlar yaşıyan iki rakip BSB ve News Corp ingiliz Sky Broadcasting i oluşturacak Sky Tv birleşmesini desteklediler. BsB ingiltere'de o yıl faaliyete girdi.
1991 - PrimeStar sınırlı sayıda analog yayın sunan ilk orta güçlü Ku bandı yayınına başladı.
Daha sonra U.S. Satellite Broadcasting adını alacak olan, Hubbard Broadcasting, Hughes Communications firmasının ilk DBS uydusunun beş transponderini satın aldı.
Ağustos 10, 1992: - İlk Güney Kore uydusu: Kitsat A
1992 - Kongre Başkan Bush 'un Kablo yayın yasası vetosunu reddedip uydudan aktarılan kablo yayıncılığına alternatif DBS işleticileri gibi multikanal video servis sağlayıcılarını yasallaştırır.
- General Instrument ilk olarak uydudan digital HDTV yayını yapar.
- ABD de Milli Kırsal Haberleşme Kooperatifi Hughes ile anlaşarak tüm amerika kırsalında müstakil yayın hakkını alır.
Eylül 25, 1993: - İlk Portekiz uydusu: Posat
Aralık 18, 1993: - İlk Tayland uydusu: Thaicom 1
1993 - Amerikanın ilk yüksek güçlü DBS uydusu DBS-1 bir Ariane roketiyle fransız Guyanasından atılır. Uydu DirecTV ve U.S. Satellite Broadcasting yayınlarını taşıyacaktır.
- VCII akımının durup VCII-Plus dönüşümünün yapılmasıyla C-bandı yayınları satışında patlama yaşanır.
Ağustos 10, 1994: - İlk Türk uydusu: Turksat 1B
1994 - DirecTV, U.S. Satellite Broadcasting ve Thomson Consumer Electronics ilk DSS sistem satışlarını yaparlar. Yıl sonuna kadar , DirecTV nin 320,000 abonesi olur. DirecTV Cape Canaveral dan 101-derece konumundaki DBS-2 uydusunu da atar.
PrimeStar orta güçteki bir Ku-Band uydusunu kullanarak ülke çapında yayıncılığa başlar. Şirketin 1994 de 250,000 kadar abonesi olur.
ABD de C-Band sevkiyatları tarihi rekorlarını kırmaya başlar. Sadece ağustos ayı 85,000 ve yılın toplamı 646,000 olur.
Ağustos 31, 1995: - İlk Ukrayna uydusu: Sich 1
Ağustos 31, 1995: - İlk Şili uydusu: Fasat Alfa
Eylül 1995: - PanAmSat - Global uydu hizmetleri veren ilk özel şirket.
1995 - Tee-Comm'in AlphaStar DBS yayına başlayacağını ilan eder..
- DirecTV, USSB ve PrimeStar 1995 yılında reklam için yaklaşık $170 milyon harcayacaklarını ilan ederler.
- DirecTV 101 derecedeki yörüngesine DBS-3 uydusunu atar.
- FCC Advanced Communications firmasının 110-derecedeki yörünge tahsisini DBS sistemi kurulması için gerekli yatırımı zamanında yapamadığı gerekçesiyle iptal eder. Bu PrimeStar ın yüksek güce geçme gayretini de tereddütte bırakır. Bu sefer FCC 110 derecedeki DBS kanallarını açık arttırmaya çıkarmayı oylar.
- EchoStar DISH hisselerinden 4 milyon adedi $17 dan arzedilir ve bu şekilde $63 milyon toplanır. Yıl sonuna kadar EchoStar 119-derece yörüngesindeki yerine ilk uydusunu atar.
- ABD de C-Bandı 2.3 milyon abone ile zirveye ulaşır.
Ocak 12, 1996: - İlk Malezya uydusu: Measat 1
1996 - Bir FCC açık arttırması sırasında MCI , EchoStar ve Tempo/TCI Satellite firmalarını geçerek 110 derece yörüngesindeki 28 DBS frekansını alır. Şirket bu spektrum için $682.5 milyon ödeyecektir. MCI ve ortağı News Corp. yeni bir yüksek güçlü DBS devi American Sky Broadcasting un doğuşunu açıklarlar. Aynı açık arttırmada, EchoStar da başarılı bir şekilde 148 derece yörüngesini $52.6 milyona alır.
- U.S. Satellite Broadcasting IPO yu kurar. Wall Street buna heyecanla karşılık verir. $27 den piyasaya çıkan USSB hisseleri ilk günün sonunu yüzde 29 artarak tamamlar.
EchoStar 4 Martta DISH Network ü kurar. Yıl sonuna kadar , DISH 350,000 abone edinir. Şirket ayrıca Cheyenne, Wyo., da bir uplink istasyonu kurar ve 119 derecedeki ikinci uydusunu atar.
- DISH Network DBS de fiyat savaşlarını başlatır. Yeni abonelerine verdiği cihaz fiyatlarını $199 dolara kadar düşürür.
- AlphaStar, Kanadalı cihaz imalatçı firması Tee-Comm Electronics in desteğiyle orta güçte DBS yayıncılığına girişir.
- DirecTV 2 milyon abone sınırını geçer.
- 1996 Telekomünikasyon yasası yürürlüğe girerek sektörün tabi olduğu yasalarda deregülasyona gidilir ve bazı sınırlamalar kaldırılır.
- Türkiye'de ilk Digital uydu alıcıları kullanılmaya başlar. Yaklaşık $2000 maliyetteki alıcılar özellikle özel italyan kanallarının izlenmesi için kullanılmaktadır. Hotbird uydusundan 8 kadar digital (MPEG-2) FTA kanal alınabilmektedir.
1997 - DirecTV 3 milyon abone sınırını da geçer. EchoStar'ın DISH Network ü ise 1 milyon sınırına varır.
- TCI Satellite 119 derecedeki yörüngesine TEMPO-1 uydusunu yerleştirir. Şirket tam faal olduğunu söylemektedir ama bu uydunun bazı problemleri vardır ve yörüngede bulunduğu 2.5 yıl boyunca TSAT veya PrimeStar tarafından hiç kulanılmaz.
- EchoStar 61.5 dereceye Echostar-3 ü yerleştirir.
EchoStar ve ASkyB ,News Corp.ve MCI ortaklıkları DBS yatırımlarını birleştirmeye karar verirler. Ancak kısa süre sonra News Corp. PrimeStar ile görüşmeye başladığında ilişki bozulur. Heriki taraf da birbirine milyar dolarlık davalar açarlar.
- PrimeStar ASkyB i DTH işine $1.1 milyar dolarlık bir alışverişle dahil eder.
- ABD AlphaStar ve Tee-Comm Electronics ortaklığı iflas eder.Ağustos ayında yayınlar 55,000 abonesiyle karanlığa gömülür.
- Türkiye den BBC ve RAI dekoder abonelikleriyle , Nordic D2Mac yayınları ise korsan olarak izlenmektedir. Yerli tek şifreli (analog nagravision) kanal Cine-5 futbol maçları gösterimi tekel hakkını alır ve korsan dağıtımlara karşı davalar açar.
1998 - Türkiye'de ORBIT DBS abonelikleriyle Amerikan ve Ingiliz kanalları izlenmeye başlanmıştır. Türkiyeden izlenebilen digital FTA yayınların sayısı 50 ye ulaşmıştır. Bunlardan bazıları Türksat 1C ve 1B den yapılan digital Türk özel yayınlarıdır.
- ABD de DirecTV 4 milyon abone sınırını da geçer.
- Kablo devi Tele-Communications Inc. multimilyar dolarlık bir alışveriş sonucu AT&T nin eline geçer.
- Adalet bakanlığı PrimeStar/ASkyB ortaklığına karşı çıkar.
- EchoStar 148 derece yörüngesine 4 üncü uydusunu da atar.
- EchoStar ASkyB hiselerini News Corp. ve MCI/WorldCom dan satın almaya karar verir. Anlaşma şirkete 119 ve 110 derecedeki iki tam -CONUS yörüngesinde kontrol edici yetkiyi sağlar.
- DirecTV ve USSB tarafından kullanılan DSS markası yok olur. DirecTV $1.3 milyarlık bir anlaşma sonucu USSB yi alır. DirecTV ayrıca 101 derece pozisyonuna yeni bir uydu atma ve DBS-1 i 110 dereceden USSB dolayısıyla edindiği yörüngeye aktarma kararını açıklar.
- ABD de DTH 10 milyon abone sınırını geçer.
- BSkyB SkyDigital işine girişir.
1999 - DirecTV iki kısımlı $1.83 milyar eden bir anlaşmayla PrimeStar i almaya karar verir. Teklifin içinde 119 derecedeki TEMPO uydusu ve aboneleri de vardır. Anlaşmanın birinci kısmı ilkbaharda DirecTV' nin USSB yi satın almasıyla tamamlanır. Anlaşma sonunda DirecTV 7.4 milyon abone sahibi olmaktadır.
- EchoStar'ın DISH Network ü 2 milyon aboneyi geçer. FCC EchoStar'ın ASkyB , News Corp. ve MCI/WorldCom ile olan anlaşmasını onaylar.
- NRTC'nin DirecTV işi 1 milyon aboneyi geçer. NRTC/DirecTV işbirliğiyle Pegasus Communications 500,000 abone edinir.
- ABD de Her üç multikanal abonesinden ikisi DBS yayınını tercih etmektedir.
- Türkiyedeki DBS girişimcileri altyapı çalışmalarını tamamlayıp RTÜK onayını almışlardır.
1950'ler
Ekim 4, 1957: - İlk uydu -Rus uydusu: Sputnik 01
Kasım 3, 1957: - Uzaya çıkan ilk canlı: Sputnik 02
Şubat 1, 1958: - İlk Amerikan uydusu: Explorer 01
Aralık 18, 1958: - İlk telekomünikasyon uydusu: (Sadece bir teyp kaydını yayınladı): Score
Ekim 13, 1959: - İlk meteoroloji uydusu: Explorer 07
1960'lar
Mayıs 13, 1960: - NASA'nın yörüngeye yerleşemeyen uydusu: Echo A-10
Ağustos 12, 1960: - İlk başarılı pasif uydu: Echo 1
Ekim 4, 1960: - İlk başarılı aktif uydu: Courier 1B
Kasım 3, 1960: - İlk NASA uydusu: Explorer 08
Nisan 12, 1961: - Uzayda ilk insan
Ekim 21, 1961: - Anten sorunu: Midas 4
Aralık 12, 1961: - OSCAR I - Thor Agena B fırlatıcısıyla Kaliforniyadaki Vandenberg Hava üssünden fırlatılan ilk amatör uydu.
Şubat 24, 1962: - Uydu ile ilk telefon haberleşmesi ve TV yayını: Echo 1
Nisan 26, 1962: - İlk İngiliz uydusu: Ariel 1
Temmuz 10, 1962: - İlk telekom uydusu, İlk gerçek zamanlı aktif uydu, AT&T: Telstar 1 - Telstar 1 uydusu yardımıyla Fransadan ABD'ye ilk TV yayını aktarılır. Kongre Haberleşme Uyduları kanununu onaylar ve COMSAT teşkil edilir.
Eylül 29, 1962: - İlk Kanada uydusu: Alouette 1
Haziran 16, 1963: - Uzayda ilk kadın
Aralık 13, 1962: - RCA, Gerçek zamanlı aktif uydu: Relay 1
Şubat 14, 1963: - Electronik arızası, NASA: Syncom 1
Mayıs 7, 1963: - Gerçek zamanlı aktif uydu: Telstar 2
Mayıs 9, 1963: - Başarılı dipoller: West Ford
Temmuz 26, 1963: - Sabit yörüngeye başarıyla yerleştirilen ilk uydu: Syncom 2
Ocak 21, 1964: - Gerçek zamanlı aktif uydu: Relay 2
Ocak 25, 1964: - Sovyetlerle ABD'nin giriştiği ilk müşterek proje, pasif son uydu: Echo 2
Ağustos 19, 1964: - Jeostasyoner ilk, sabit yörüngeli ikinci uydu: Syncom 3
Aralık 15, 1964: - İlk Italyan uydusu: San Marco 1
Şubat 11, 1965: - Gerçek zamanlı aktif uydu: Relay 2
Mart 9, 1965: - Gerçek zamanlı amatör uydusu ilk defa aktif: Oscar 3
Nisan 6, 1965: - Intelsat 1, İlk ticari haberleşme uydusu (comsat): Early Bird. Bu uydu 240 telefon bağlantısı veya siyah beyaz bir televizyon kanalı sağlamaktadır.
Nisan 23, 1965: - İlk Sovyet (USSR) gerçek zamanlı aktif uydusu: Sputnik şebekesinin ilk uydusu Molniya 1A
Mayıs 6, 1965: - Gerçek zamanlı aktif: Les 2
Ekim 14, 1965: - Sovyetlerin(USSR) gerçek zamanlı ikinci aktif uydusu: Molniya 1B
Kasım 26, 1965: - İlk Fransız uydusu: AST
Aralık 21, 1965: - Yüksek yörüngedeki ilk Hamsat: Oscar 4
Kasım 5, 1967: - İlk jeostasyoner meteoroloji: ATS 3
Kasım 29, 1967: - İlk Avustralya uydusu: Wresat
Mayıs 17, 1968: - İlk Avrupa uydusu: ESRO 2B
Temmuz 21, 1969: - İlk defa insan Aya ayak bastı. 4 televizyon kanalı taşıyan Intelsat 3 fırlatıldı.
Kasım 8, 1969: - İlk Alman uydusu: Azur
1970'ler
Şubat 11, 1970: - İlk Japon uydusu: Ohsumi
Mart 10, 1970: - Guyana'daki Kourou dan ilk fırlatma: Mika
Nisan 24, 1970: - İlk Çin uydusu: Dong Fang Hong 01
Ekim 28, 1971: - İlk İngiltereden fırlatılan uydu: Prospero
1972 - ABD hükümetinin "Açık Gökyüzü" politikasını benimsemesi sonucu özel sektör uydu yatırımlarına başlar.
Kanada'nın Anik A1 uydusu fırlatılır, Bu uydu 6000 telefon bağlantısı veya 12 renkli televizyon kanalı sağlamaktadır.
1973 - Kanada kuzey amerikada bulunan ilk sabit uydu Anik1' i çalıştırmaya başlar.
Mayıs 30, 1974: - İlk doğrudan yayın yapan uydu: ATS 6
1974 - Western Union ilk sabit amerikan uydusu Westar 1'i atar. Onu hemen Westar II izleyecektir.
Sovyetler Birliği'nin üçüncü kuşak Molniya uyduları sayesinde renkli televizyon yayınlarının nakli gerçekleştirildi.
Ağustos 30, 1974: - İlk Hollanda uydusu: ANS
Kasım 15, 1974: - İlk İspanyol uydusu: Intasat
Aralık 19, 1974: - İlk 3-eksen stabilizasyonlu uydu: Symphonie 1
1975 - HBO Satcom1 üzerindeki ilk uydu yayın sistemine başlar. Yayın kablo şirketlerine aktarılır.
Mayıs 19, 1975: - İlk Hindistan uydusu: Aryabhata
Temmuz 8, 1976: - İlk Endonezya uydusu: Palapa A1
1976
Taylor Howard kendi ev yapımı çanağıyla C-bandı uydu yayınlarını izleyen ilk kişi olur.
Federal Haberleşme Komisyonu terminallerde belirli minimum performans düzeylerini tutturmaları kaydıyla 4,5m çanakların da kullanılabilmesini onaylar. (daha önceki standart 9m idi)
HBO uydu yardımıyla "Thrilla from Manila" ağır sıklet boks maçını yayınlar. Ted Turner Amerikanın ilk super istasyonunu kurmak için kolları sıvar.
Christian Broadcasting Network (Daha sonra The Family Channel oldu) ilk uydudan aktarılan temel yayın hizmetini başlatır.
Endonezya'nın ilk telekomünikasyon uydusu Palapa Sistemi. Kuzey Amerika'da ABD ile Kanada arasında çeşitli deneyleri sürdürmek için kullanılan telekomünikasyon uydusu Hermes fırlatıldı.
1977 - Fransa ile Almanya televizyonu uydu aracılığıyla daha geniş bir kitleye ulaştırabilmek amacıyla anlaşırlar. World Administrative Radio Conference (WARC) her ülke için ayrı ayrı belirlenen uydu noktalarını ve frekanslarını açıklar.
Ekim 24, 1978: - İlk Çekoslovak uydusu: Magion 1
1978 - Taylor Howard "Düşük maliyetli bir uydu tv sistemi" isimli el kitabını yayınlar. Doğrudan eve (DTH) uydu yayıncılığı tüm dünyadaki amatör radyocuların da devreye girmesiyle hız kazanır.
Hindistan: Bir amerikan uydusu olan AIS-6'nın bütün hindistan'ı yayın alanı içine alması sağlanır. Japonya'nın BSE (Broadcasting Satellite for Experimental Purpose) deney uydusu fırlatılır.
1979 - FCC uluslararası haberleşme amaçlarıyla kullanılacak olanlar dışındaki çanak kullanım izinlerini isteğe bağlı hale getirir.
- Neiman Marcus "his-and-hers" Noel kataloğunun kapağına Scientific Atlanta yapımı ev uydu TV cihazlarını da koyar. Iki çanaklı sistemin fiyatı $36.000
- Satellite Television Corp. ilk defa BSS bandında bir DBS sistemi kurmak ve işletmek için FCC ye başvurur. Daha sonraki yedi ayda 13 DBS başvurusu daha olur.
- Stanley S. Hubbard ilk DBS lisansını alır ve daha sonra U.S. Satellite Broadcasting'I başlatır.
1980'ler
Temmuz 18, 1980: - İlk Hindistandan fırlatılan uydu: Rohini 1B
1980 - National Microtech fiyatı $10.000 altındaki ilk ev uydu sistemini piyasaya sürer. ,
Ağustos 7, 1981: - İlk Bulgaristan uydusu: Intercosmos Bulgaria 1300
1983 - Hughes Communications tarafından kablo TV dağıtımına tahsis edilen ilk uydu Galaxy I fırlatılır. Avrupa'nın ECS1(European Communicaton Satellite) uydusu fırlatılır. Bu uydu Eurovision için iki renkli tv programı ve 12000 eşzamanlı telefon bağlantısı sağlamaktadır.
1984 - Türkiye'de uluslararası yayın bağlantıları uydu aracılığıyla yapılmaya başlandı. ABD'de - Başkan Reagan kablo haberleşmeleri yasasını imzalar. Yasa Md .705 de şifresiz uydu televizyon yayınlarının özel amaçlarla alınmasını serbest bırakmaktadır.
Nisan 6, 1984: - Mekik gönderilerek uzayda tamir edilen İlk uydu: SMM
Kasım16, 1984: -Uzaydan geri getirilen ilk uydu: STS 19
Şubat 8, 1985: - İlk Brezilya uydusu: Brazilsat A1
Haziran 17, 1985: - İlk Meksika uydusu: Morelos 1
1985 - HBO şifreli Cinemax ve HBO yayınlarının ev uydu tv izleyicilerine yerel kablo şirketleri kanalıyla pazarlanması girişimini başlatır. Şifreli tv yayınlarının adil ve makul ücretlerle yapılmasını güvence altına alma konusunda yasa önerisi hazırlanır.
- C-Bandı sistem sevkiyatları endüstrinin rekoru olan 735.000 rakamını bulur.
- Orta Doğu: Arabsat şebekesi kuruldu. Avrupa'da Télécom 1 fırlatıldı.
Şubat 22, 1986: - İlk İsveç uydusu: Viking
1986 - HBO film yayınlarını tamgün şifreleyen ilk kanal olur. Endüstri, basındaki olumsuz yayınlar ve kablocuların çanak karşıtı kampanyasından olumsuz etkilenir. Çanak sevkiyatları 235.000 adede düşer ve perakende uyducuların %50 si işini tasfiye eder.
- PrimeTime 24 ve Netlink uzak şebekeleri pazarlamaya başlar.
- SPACE ve DBSA uyducular birlikleri birleşerek SBCA yı teşkil ederler.
- Türkiye'de TV yayınlarının stüdyo'dan vericilere uydu aracılığıyla nakline başlandı. Japonya'nın BS-2 uydusu fırlatıldı.
1987 - Şebeke yayınlarının paketlenmesi, tüketici erişimi ve çanak sahibinin hakları gibi çeşitli konularda yasalar yapılır.
- Türkiye'de ilk uydu yayınlar izlenmeye başlanır. Bu yayınların izlenmesi için gerekli teçhizatın ithali, imali ve sistem kurulması TGM(Telsiz Genel Müdürlüğü) onayına bağlanır. TGM kurulan her alıcı için izlenen kanal sayısına göre yıllık ruhsat harcı almaktadır.
- Almanya: TV-SAT 1 fırlatılır. Ancak bu uydu, güneş panelleri çalışmadığı için yayın yapamaz.
Eylül 19, 1988: - İlk İsrail uydusu: Offek 1
Aralık 11, 1988: - İlk Lüxemburg uydusu: Astra 1A
1988 - ABD de Korsancılık alır yürür. General Instrument VideoCipher II Plus projesini açıklar. SBCA(uyducular konfederasyonu) sinyal hırsızlığıyla mücadele etmek üzere Anti-Korsan Görev Gücü'nü kurar.
- Başkan Reagan "evden uydu yayını izleme" yasasını onaylar. Bu yasaya göre TV yayınlarının telif hakkı vardır ve uydu sinyal hırsızlığının cezaları arttırılmıştır.
- Türkiyede polyester çanak üreticilerinin sayısı artmıştır. En küçük 2m çapındaki prime-focus (parabol) çanaklarla Alman Tele-5, 3-Sat, RTL gibi 5 kanal izlenebilmektedir.
- Japonya Tokyo Olimpiyat oyunlarının televizyondan ve doğrudan yayın uydusu yardımıyla izlenilmesini sağlar. Avrupa'nın ilk özel uydusu "Astra" fırlatılır.
1989 - ABD de korsanlık salgın halini alır. Telif hakkı sahipleri bu durumda ürünlerini pazardan çekmekle tehdit ederler.
- Türksat uyduları proje safhasındadır. Türkiyede ilk özel radyolar ve özel televizyon için çalışmalar başlar.
1990'lar
Ocak 22, 1990: - İlk Arjantin uydusu: Lusat
Temmuz 16, 1990: - İlk Pakistan uydusu: Badr A
1990 - Hughes Communications, NBC, News Corp. ve Cablevision Systems güçlü bir DBS yayını olan Sky Cable projesini açıkladılar. Ortaklıkta problemler çıktı, iş sonunda Hughes in elinde kaldı projenin ismi de Direc TV oldu.
- General Instrument ın VCII VideoCipher uydu dekoder cihazı poblemleri nedeniyle VCII-Plus şekline dönüştü.
- Büyük zararlar yaşıyan iki rakip BSB ve News Corp ingiliz Sky Broadcasting i oluşturacak Sky Tv birleşmesini desteklediler. BsB ingiltere'de o yıl faaliyete girdi.
1991 - PrimeStar sınırlı sayıda analog yayın sunan ilk orta güçlü Ku bandı yayınına başladı.
Daha sonra U.S. Satellite Broadcasting adını alacak olan, Hubbard Broadcasting, Hughes Communications firmasının ilk DBS uydusunun beş transponderini satın aldı.
Ağustos 10, 1992: - İlk Güney Kore uydusu: Kitsat A
1992 - Kongre Başkan Bush 'un Kablo yayın yasası vetosunu reddedip uydudan aktarılan kablo yayıncılığına alternatif DBS işleticileri gibi multikanal video servis sağlayıcılarını yasallaştırır.
- General Instrument ilk olarak uydudan digital HDTV yayını yapar.
- ABD de Milli Kırsal Haberleşme Kooperatifi Hughes ile anlaşarak tüm amerika kırsalında müstakil yayın hakkını alır.
Eylül 25, 1993: - İlk Portekiz uydusu: Posat
Aralık 18, 1993: - İlk Tayland uydusu: Thaicom 1
1993 - Amerikanın ilk yüksek güçlü DBS uydusu DBS-1 bir Ariane roketiyle fransız Guyanasından atılır. Uydu DirecTV ve U.S. Satellite Broadcasting yayınlarını taşıyacaktır.
- VCII akımının durup VCII-Plus dönüşümünün yapılmasıyla C-bandı yayınları satışında patlama yaşanır.
Ağustos 10, 1994: - İlk Türk uydusu: Turksat 1B
1994 - DirecTV, U.S. Satellite Broadcasting ve Thomson Consumer Electronics ilk DSS sistem satışlarını yaparlar. Yıl sonuna kadar , DirecTV nin 320,000 abonesi olur. DirecTV Cape Canaveral dan 101-derece konumundaki DBS-2 uydusunu da atar.
PrimeStar orta güçteki bir Ku-Band uydusunu kullanarak ülke çapında yayıncılığa başlar. Şirketin 1994 de 250,000 kadar abonesi olur.
ABD de C-Band sevkiyatları tarihi rekorlarını kırmaya başlar. Sadece ağustos ayı 85,000 ve yılın toplamı 646,000 olur.
Ağustos 31, 1995: - İlk Ukrayna uydusu: Sich 1
Ağustos 31, 1995: - İlk Şili uydusu: Fasat Alfa
Eylül 1995: - PanAmSat - Global uydu hizmetleri veren ilk özel şirket.
1995 - Tee-Comm'in AlphaStar DBS yayına başlayacağını ilan eder..
- DirecTV, USSB ve PrimeStar 1995 yılında reklam için yaklaşık $170 milyon harcayacaklarını ilan ederler.
- DirecTV 101 derecedeki yörüngesine DBS-3 uydusunu atar.
- FCC Advanced Communications firmasının 110-derecedeki yörünge tahsisini DBS sistemi kurulması için gerekli yatırımı zamanında yapamadığı gerekçesiyle iptal eder. Bu PrimeStar ın yüksek güce geçme gayretini de tereddütte bırakır. Bu sefer FCC 110 derecedeki DBS kanallarını açık arttırmaya çıkarmayı oylar.
- EchoStar DISH hisselerinden 4 milyon adedi $17 dan arzedilir ve bu şekilde $63 milyon toplanır. Yıl sonuna kadar EchoStar 119-derece yörüngesindeki yerine ilk uydusunu atar.
- ABD de C-Bandı 2.3 milyon abone ile zirveye ulaşır.
Ocak 12, 1996: - İlk Malezya uydusu: Measat 1
1996 - Bir FCC açık arttırması sırasında MCI , EchoStar ve Tempo/TCI Satellite firmalarını geçerek 110 derece yörüngesindeki 28 DBS frekansını alır. Şirket bu spektrum için $682.5 milyon ödeyecektir. MCI ve ortağı News Corp. yeni bir yüksek güçlü DBS devi American Sky Broadcasting un doğuşunu açıklarlar. Aynı açık arttırmada, EchoStar da başarılı bir şekilde 148 derece yörüngesini $52.6 milyona alır.
- U.S. Satellite Broadcasting IPO yu kurar. Wall Street buna heyecanla karşılık verir. $27 den piyasaya çıkan USSB hisseleri ilk günün sonunu yüzde 29 artarak tamamlar.
EchoStar 4 Martta DISH Network ü kurar. Yıl sonuna kadar , DISH 350,000 abone edinir. Şirket ayrıca Cheyenne, Wyo., da bir uplink istasyonu kurar ve 119 derecedeki ikinci uydusunu atar.
- DISH Network DBS de fiyat savaşlarını başlatır. Yeni abonelerine verdiği cihaz fiyatlarını $199 dolara kadar düşürür.
- AlphaStar, Kanadalı cihaz imalatçı firması Tee-Comm Electronics in desteğiyle orta güçte DBS yayıncılığına girişir.
- DirecTV 2 milyon abone sınırını geçer.
- 1996 Telekomünikasyon yasası yürürlüğe girerek sektörün tabi olduğu yasalarda deregülasyona gidilir ve bazı sınırlamalar kaldırılır.
- Türkiye'de ilk Digital uydu alıcıları kullanılmaya başlar. Yaklaşık $2000 maliyetteki alıcılar özellikle özel italyan kanallarının izlenmesi için kullanılmaktadır. Hotbird uydusundan 8 kadar digital (MPEG-2) FTA kanal alınabilmektedir.
1997 - DirecTV 3 milyon abone sınırını da geçer. EchoStar'ın DISH Network ü ise 1 milyon sınırına varır.
- TCI Satellite 119 derecedeki yörüngesine TEMPO-1 uydusunu yerleştirir. Şirket tam faal olduğunu söylemektedir ama bu uydunun bazı problemleri vardır ve yörüngede bulunduğu 2.5 yıl boyunca TSAT veya PrimeStar tarafından hiç kulanılmaz.
- EchoStar 61.5 dereceye Echostar-3 ü yerleştirir.
EchoStar ve ASkyB ,News Corp.ve MCI ortaklıkları DBS yatırımlarını birleştirmeye karar verirler. Ancak kısa süre sonra News Corp. PrimeStar ile görüşmeye başladığında ilişki bozulur. Heriki taraf da birbirine milyar dolarlık davalar açarlar.
- PrimeStar ASkyB i DTH işine $1.1 milyar dolarlık bir alışverişle dahil eder.
- ABD AlphaStar ve Tee-Comm Electronics ortaklığı iflas eder.Ağustos ayında yayınlar 55,000 abonesiyle karanlığa gömülür.
- Türkiye den BBC ve RAI dekoder abonelikleriyle , Nordic D2Mac yayınları ise korsan olarak izlenmektedir. Yerli tek şifreli (analog nagravision) kanal Cine-5 futbol maçları gösterimi tekel hakkını alır ve korsan dağıtımlara karşı davalar açar.
1998 - Türkiye'de ORBIT DBS abonelikleriyle Amerikan ve Ingiliz kanalları izlenmeye başlanmıştır. Türkiyeden izlenebilen digital FTA yayınların sayısı 50 ye ulaşmıştır. Bunlardan bazıları Türksat 1C ve 1B den yapılan digital Türk özel yayınlarıdır.
- ABD de DirecTV 4 milyon abone sınırını da geçer.
- Kablo devi Tele-Communications Inc. multimilyar dolarlık bir alışveriş sonucu AT&T nin eline geçer.
- Adalet bakanlığı PrimeStar/ASkyB ortaklığına karşı çıkar.
- EchoStar 148 derece yörüngesine 4 üncü uydusunu da atar.
- EchoStar ASkyB hiselerini News Corp. ve MCI/WorldCom dan satın almaya karar verir. Anlaşma şirkete 119 ve 110 derecedeki iki tam -CONUS yörüngesinde kontrol edici yetkiyi sağlar.
- DirecTV ve USSB tarafından kullanılan DSS markası yok olur. DirecTV $1.3 milyarlık bir anlaşma sonucu USSB yi alır. DirecTV ayrıca 101 derece pozisyonuna yeni bir uydu atma ve DBS-1 i 110 dereceden USSB dolayısıyla edindiği yörüngeye aktarma kararını açıklar.
- ABD de DTH 10 milyon abone sınırını geçer.
- BSkyB SkyDigital işine girişir.
1999 - DirecTV iki kısımlı $1.83 milyar eden bir anlaşmayla PrimeStar i almaya karar verir. Teklifin içinde 119 derecedeki TEMPO uydusu ve aboneleri de vardır. Anlaşmanın birinci kısmı ilkbaharda DirecTV' nin USSB yi satın almasıyla tamamlanır. Anlaşma sonunda DirecTV 7.4 milyon abone sahibi olmaktadır.
- EchoStar'ın DISH Network ü 2 milyon aboneyi geçer. FCC EchoStar'ın ASkyB , News Corp. ve MCI/WorldCom ile olan anlaşmasını onaylar.
- NRTC'nin DirecTV işi 1 milyon aboneyi geçer. NRTC/DirecTV işbirliğiyle Pegasus Communications 500,000 abone edinir.
- ABD de Her üç multikanal abonesinden ikisi DBS yayınını tercih etmektedir.
- Türkiyedeki DBS girişimcileri altyapı çalışmalarını tamamlayıp RTÜK onayını almışlardır.
Subscribe to:
Comments (Atom)