Applications Technology Satellite 6 (ATS-6), 1974 yılında yörüngeye yerleştirildi. Bu uydu NASA sponsorluğunda uzay haberleşmelerine ilişkin yeni teknolojilerin denenmesi amacıyla gerçekleştirilen deneysel uydular serisinin sonuncusu idi.
Tüm yeni teknolojiler gibi, uydular da yeni teknolojiler doğurma potansiyeline sahipti. Bir tek uydu, geniş çapta yersel şebekeler kurulmasına gerek olmadan dünyanın üçte birine ulaşabilmektedir. Uydular ile ses, görüntü, veri gibi her tür haberleşme sinyali dünyanın en ücra köşelerine aktarılabilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler bu sayede pahalı altyapı yatırımlarına gerek olmadan gelişme proseslerinde enformasyon çağına ani bir sıçrama yapabilirler. Bazıları ekonomik gelişme konusunda uyduların yaratığı bu fırsatları 19uncu yüzyılda demiryollarının yaptığı etkiye benzer bulmaktadır.
Bu gerçek o kadar belirgin birşeydi ki, 1957 yılında Sputnik'in fırlatılmasından hemen sonra dünya barışı ve gelişmesinin önde gelen avukatı durumundaki Birleşmiş Milletler, uydu teknolojisinin yaratacağı fırsatları değerlendirmek üzere hemen adı Committee on the Peaceful Uses of Outer Space (COPUOS) olan bir komite kurdu.. Daha sonraki yıllar içinde gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki uçurumun giderilmesi ve fukaralıkla mücadele konusunda uydu ve diğer ileri teknolojilerin kullanılmasını teşvik eden geniş ölçekli bir uluslararası bürokrasi Birleşmiş Milletler tarafından kurumlaştırıldı.
Birleşmiş milletlerin bu amaçla yaptığı çok sayıdaki araştırma, konferans ve çıkardığı kararlara karşın pratikte ortaya çıkarabildiği uydu teknolojisi uygulaması sayısı çok kısıtlıdır. Uydu teknolojisinin gerektirdiği başlangıç yatırımının 200 milyon dolarlardan başlaması 60lar ve 70lerdeki uluslararası uydu haberleşmesi tekelinin büyük ölçüde işletmeci INTELSAT ve INTERSPUTNIK 'in tekelinde kalmasına yol açtı.
Ancak 70'lerin sonlarına doğru Kanada'nın Telesat ve Endonezya'nın Palapa 'sının yurtiçi uydu haberleşme alanında yarattığı gelişmeler bunun değişmesini sağladı. Hiçbirşey olmasa özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki gelişme planlayıcılarının ilgisini uyandırdı. Buna uygun olarak NASA da çok önemli bir rol üstlendi ve uydu teknolojileri için "uzaktan eğitim, cemaat geliştirme ve kültürel değişim" gibi alanlarda birçok yeni uygulama geliştirdi. Uydu teknolojisiyle gerçekleştrilen bu tür çeşitli uygulamalara ilişkin deneysel çalışmalar "Applied Technology Satellite"(ATS) denilen program serisinin desteğiyle yürütüldü. 1966 yılında NASA bu serinin ilk uydusu olan ATS-1 uydusunu yörüngeye yerleştirdi. İki yıllık ömür biçilen bu uydu 1970 yılında hala çalışmakta iken Alaska uzak köyleri arasındaki haberleşme için bu uydudan yararlanmayı talep etti.
Coğrafi bakımdan Alaska, 586,412 mil kara yüzölçümü ile ABD'nin en geniş eyaleti durumundadır. Nüfusunun çoğu bu geniş coğrafada birbirinden kopuk yaşayan yüzlerce küçük köy ve kasabada bulunur. Sınırlı yersel altyapısı nedeniyle Alaska'nın pasfik ve güneydoğu afrikadaki ada milletleri veya ücra Borneo, Papua yeni Gine, Avustralya'nın geri kısımları gibi bölgelerdeki haberleşme sorunlarıyla benzer şekilde karşı karşıyadır. Ancak, önemli fark Alaska köylerinin NASA'nın ATS-1 uydusu'nun öncü çalışmaları nedeniyle güvenilir bir uydu haberleşme sisteminin kurulmuş durumda olmasındadır.
Sadece 30 yıl kadar önce, daha uydu teknolojisi mevcut değil iken Alaska'nın kırsal yöreleriyle haberleşme yanlızca yüksek frekans (çok kısa dalga) radyo ve "maki telgrafı" yani küçük uçaklarla ve köpekli kızaklarla ya da sandallarla seyahat eden kişilerle ağızdan ağıza aktarılabilen mesajlarla yapılabilmekte idi. Bugün, Alaska ABD'nin internet erişimi en yüksek okul bölgesi yüzdesine sahip ve her köydeki sağlık merkezinden tıbbi görüntülerin bölge hastanelerine aktarılabildigi iletişim alt yapısına sahip bir yöresidir.
ATS-1 uydusu Hughes Space şirketinde inşa halinde iken
Alaska, mezraların uydu üzerinden bağlanabildiği ilk uzak bölgelerden biri idi. Önceleri NASA'nın ATS-1 uydusu sağlık merkezlerini deneysel olarak bölge hastanelerine bağlamak ile okular ve bölge radyolarının birbirine bağlanmasında kullanıldı. Daha sonraları ise NASA'nın ATS-6 uydusu, yani Hindistan'nın SITE için kullandığı uydu uzaktan eğitim ve uzaktan tıp uygulamalarında kullanıldı.
1970'lerin sonlarında Alaska'nın kamu yayın komisyonu(APBC) televizyon yayınlarını kırsal alanlara taşıdı. Devlet(eyalet) ayrıca "LearnAlaska" adı verilen ve içinde okullar için bir eğitim programını da barındıran bir şebekeyi çalıştırmaktaydı. Bugün halen devlet tarafından işletilen bir televizyon şebekesi kablo tv yayını olmayan, ya da bunun maliyetini karşılayamayacak durumda olan 248 küçük yerleşim bölgesinde yaşayan insanlara tv yayınları yapmaktadır. Alaska'nın kırsal haberleşme şebekesi (ARCS) halen dört uydu kanalı işletmektedir. Bunlar tüm eyalete yayın yapan kamu kanalı Alaska One, eyalet parlamentosunun çalışmalarını toplantıları sırasında aktaran bir kamu(eyalet) televizyon şebekesi, uzaktan eğitim konsorsiyumunun sağladığı televizyon kurslarını aktaran bir kanal olan Alaska Three, ile ticari ve kamu hizmeti programlarının bir karışımını sağlayan ARCS isimli bir kırsal kanaldan ibarettir.
Bu tecrübelerden olumlu bir şekilde yararlanılması ve uyduların kırsal alanlara güvenilir haberleşme imkanları götürmedeki başarısının birinci elden görülmesi sonucu eyalet hükümeti en az 25 daimi konutun bulunduğu tüm yerleşim birimlerine telefon hizmeti sağlanması gereğini benimsedi. RCA'nin SATCOM 1 uydusuna tüm Alaskayı kapsayan bir hüzme verildi, ve 1976 yılından itibaren tüm kırsal alanlara ticari telefon hizmeti başlatıldı. Eyalet köyler için yer istasyonları satın almak üzere 5 milyon dolar tahsis etti. Bunlar en yaygın telekom şirketi AlasCom tarafından kuruldu ve işletildi.
Alascom 'un kuruluşu 1969 yılında ABD senatosunun Alaska'da haberleşme şebekesinin geliştirilmesi ve özelleştrilmesi konusundaki Alaska Haberleşmesinin Özelleştirilmesi Yasasını benimsediği tarihe dayanmaktadır. Açılan özelleştirme ihalesini RCA Global Communications şirketi nakit $28.5 milyon dolar ödeyerek almıştı. Şirket ayrıca aşırı yüklenmiş ve çoktan demode olmuş durumda olan Alaska Haberleşme Sistemi(ACS) şebekesini yenilemek üzere hemen 30 milyon dolarlık bir yeni yatırıma da girişti.
ACS'yi satın alınca, RCA'nın uzun mesafe haberleşmelerindeki öncü uydu teknolojisi uluslararası arenaya çıkma fırsatını da buldu. RCA, Alaska'yı işleten bölümünü adını Alascom yaparak yeniden kurdu, ve 1973 yılında Alaskanın dış dünyayla ilişkisini sağlayan tek merkez olan Bartlett Yer İstasyonunu da satın aldı. Kısa bir süre sonra Alascom kendi ilk uydu yer istasyonunu da Juneau yakınlarındaki Lena Point'de kurarak Alaska'yı çağdaş uydu teknolojisine kavuşturdu.
ABD'nin ülke içi hizmette çalışan ilk uydu sistemi Alascom şirketinin Kanada'nın Anik II uydusunu muntazam olarak kullanmaya başlamasıyla o yıl kurulmuş oldu. Bu arada RCA Alascom'un ebeveyn şirketi RCA Communications da tüm alaska çapında uydu yer istasyonları kurmak üzere geniş çapta yatırıma girişti. 1974 yılında Prudhoe Körfezi, Nome, Bethel ve Valdez 'deki yer istasyonlarını kurdu. Aynı yıl RCA kendi uyduları olan SATCOM 1 ve 2 'yi yörüngeye yerleştirdi. Alascom'un tüm uydu trafiği de bu yeni uydulara aktarıldı.
1976 Temmuzunda RCA Alascom, Hava Kuvvetleri komutanlığı ile anlaşarak ordunun demode hale gelmiş olan White Alice tesislerinin büyük bir kısmını finansal kiralama yoluyla aldı, ve onları 22 modern uydu yer istasyonu haline getirdi.
1970'lerin sonlarında, uluslararası çok sayıda çeşitli haberleşme işletmesi de yapmakta olan RCA Global Communications şirketine FCC tarafından yerli(ulusal) uydu haberleşme işletmesi işlerini diğer işlerinden ayırması gerektiği bildirildi. Böylece RCA şirketinin önemli bir kısmı RCA Alascom'dan oluşan ulusal haberleşme işleri, adı RCA American Communications (RCA Americom) olan yeni bir şirket oluşturularak bu şirketin altında toplandı.
1979 haziranında, RCA Alascom şirketi Portland, Oregon 'da bulunan "Pacific Power and Light(şimdiki ismi PacifiCorp) şirketi tarafından $200 milyon dolar(artı 90 milyon dolar kadar da uzun vadeli borcunun üstlenilmesi) karşılığında satın alındı.
Bu esnada Alascom şirketi 200'den fazla uydu yer istasyonu kurarak eyaletin en küçük yer birimine kadar haberleşme hizmeti götürebilmeyi başarmıştı. Şirket gururu ve Alaska'ya bağlılığın doruk noktasında olduğu 27 Ekim 1982'de şirket "Aurora I" isimli kendi uydusunu attığında uydu türünün tek örneği ve sadece Alaska eyaletinin kullanımına tahsis edilen tek uydu idi.
Araştırmaya da önem veren bir şirket olan Alascom, 1980'lerin ortalarında deniz ortasındaki petrol platformları için kuyu kazan teknelerin sallantılarına karşı cayro stabilizeli bir anten sistemi geliştirdi. 29 Mayıs 1991'de "Aurora II" isimli daha sofistike ve daha güçlü olan ikinci uydusunu geliştirerek eskimekte olan birinci uydunun yerine yerleştirdi. Bu uydu ile halen artan nüfusuna karşın Alaska'ya haberleşmenin yanısıra çok çeşitli hizmetler, canlı televizyon yayınları, ve uzak bölgelere uzaktan eğitim hizmetleri verilebilmektedir.
Bugün Alaska haberleşme konusunda öncü bir konumdadır. Kısa süre önce yapılan bir araştırmaya göre Alaskadaki ilköğretim okullarının %92'sinde internet imkanı var, Alaskalıların %52'si evde ve işte intenet kullanmaktadır. (Türkiyede halen %5'in altında ve artmıyor)
Alaska'nın geçmiş deneyimlerinin değerlendirilmesi uydu teknolojisinin en ücra bölgelere haberleşme imkanları götürülmesinde kabul edilebilir maliyetlerle güvenilir çözümler sağlayabildiğini göstermektedir. Telekom şebekelerinin tasarımında, oluşturulmasında, işletme ve idamesinde gösterilecek yaratıcı yaklaşımlar maliyetleri çok önemli ölçüde düşürebilmektedir. Konumları ve bulundukları yer bakımından dezavantajlı durumdaki toplulukların iletişim imkanlarına kavuşturulmasında hükümetin küçük teşvikleri ile çok büyük etki sağlanabildiği önümüzdeki Alaska örneğinin deneyimi ile sabittir.
Hindistan'ın Eğitici Uydu Televizyon (SITE) deneyi
1969 yılında, uluslararası bir konferansa sunduğu tebliğde, Hindistan'ın o zamanlarki Uzay Araştırmaları Milli Komitesi başkanı (ve Hindistan'ın uzay çalışmalarının önderi) Dr. Vikram Sarabhai, şöyle demekte idi:
"Önümüzdeki 10 yıl içinde hindistan nüfusunun %80'ine televizyon götürecek bir milli programın milli bütünlük, sosyal ve ekonomik gelişme yönündeki çalışmaların yürütülmesi ve elektronik sanayiinin teşvik ve canlandırmasında çok büyük önem taşıyacağı açıktır. Bu özellikle bizim gibi birbirinden kopuk topluluklar halinde yaşayan büyük nüfuslu ülkeler için çok büyük önem taşımaktadır".
Sarabhai, haberleşme uydularının hindistan'ın en ücra bölgelerindeki az gelişmiş topluluklara doğrudan ulaşmakta en etkili yol olacağını savunmuştu.
Daha önceleri, yani ilk jeosenkron uydu SYNCOM'ın atılmasından sadece 3 yıl sonra Dr. Sarabhai operasyonel TV yayıncılığında uzay haberleşme sistemlerinin kullanılmasını hedefleyen bazı araştırmalar başlatmıştı. 1967 yılında hindistan Uzay Araştırmaları Teşkilatı (ISRO) ile ABD'nin NASA'sı müşterek bir araştırma yürüttüler. Bu araştırma TV yayınlarına ülke çapında kapsama alanı sağlayabilmekte en etkili yöntemin doğrudan yayın uyduları(DBS) ile yersel TV vericilerinin kombinasyonundan oluşacak hibrid bir sistem olduğu sonucuna varmaktaydı. 1968 yılında ise hindistan hükümeti tarafından bir milli uydu haberleşme çalışma grubu(NASCOM) oluşturuldu.
Bu araştırmalar ve gösterdiği sonuçlar 1969 yılında hindistan hükümetinin Uydudan Eğitim Televizyonu (SITE) deneysel projesini kabul etmesini sağladı. Projenin uygulaması NASA'nın güçlü Applications Technology Satellite (ATS) - 6 uydusu ile yapılacak, uydu yerdeki vericilerden alacağı yayını doğrudan uzak köylerde bulunan antenlere yansıtacaktı. NASA'nın uzay haberleşmelerinde yeni teknolojileri deneyebilmek için sponsoru olduğu bir dizi deneysel uydudan biri olan ATS-6'nın yörüngeye yerleştirilmesi 1974 yılında gerçekleşti.
ATS-6 uydusu jeosenkron yörüngede çalışmakta ve 19 haberleşme ve teknoloji deneyini taşımaktaydı. En meşhur teknolojik özelliği güçlü 30 ayak çapındaki çanağı idi. Bu özellik yer istasyonlarının küçük ucuz antenlerle yayın alabilmelerini sağlıyordu ki sadece bu özellik bile daha önceleri uydudan yayın alabilmek için yer istasyonlarında kullanılması gereken devasa çanak sistemlerine göre başlıbaşına önemli bir avantaj idi.
NASA, ATS-6 uydusunun güçlü sinyal gönderebilme özelliğini taşradaki fakir ve ücra yörelerin uzay haberleşmelerine kolayca erişebilmesini sağlamakta kullandı. SITE projesinin yanısıra, ATS-6 uydusu Alaska ve Aplaşi dağları yöresine eğitim programları götürülmesinde, ve uydu yayınlarının doğrudan milyonlarca insanın hizmetine sunulmasını sağlayan diğer bazı projelerde de kullanıldı. Planlanan ömrünü aşarak 1979 yılına kadar çalışmasını sürdürdü.
Gökyüzündeki Öğretmen
Daha sonraları "dünyanın en büyük sosyo-teknolojik deneyi" olarak lanse edilecek olan SITE projesinin başlama tarihi 1 Ağustos 1975'dir. SITE, uydu teknolojisinin etkili bir kitle haberleşme ortamı olarak sunduğu potansiyeli göstermekteydi. Bu deney hindistan'a ulusal gelişmeyi canlandırma ve ülkenin uzak ve geri kalmış yörelerinden de televizyon sinyallerini alabilme imkanını getiren uydu yayıncılığında tecrübe kazanma fırsatı vermişti.
ATS-6 uydusuna kırsal yöredeki halka televizyondan pratik eğitim yayınları yapmakta gösterdiği yetenek nedeniyle "gökyüzündeki öğretmen" adı da verilmişti. SITE programı çerçevesinde yayınlanan televizyon programları arasında tavukçuluk, sağlık, hijyen, aile planlaması, kalkınma gibi konular ile eğlence programları yeralmaktaydı. Ekin yetiştirme, sağlıklı yaşama, gibi pratik konularda ve gerçekten oradaki halkın yaşam kalitesini yükseltebilen, hatta birçok hayatı kurtarabilen bilgiler ATS-6 sinyalleri sayesinde taşınmıştı.
Köylerde 3m'lik bir çanak geniş bir çoğrafyadaki çok sayıdaki yörenin okullarındaki büyük televizyon cihazlarına uydudan gelen sinyalleri götürmekteydi. Hakim teknoloji uydu televizyonu olmasına karşın kısmen basılı materyaler de kullanılmaktaydı. Çoğu yayın sisteminde olduğu gibi bir noktadan çok noktaya yapılan bu yayında noktadan noktaya veya yüzyüze destek ancak çok kısıtlı çapta uygulanabilmekte idi.
1 Ağustos, 1975 günü akşam üstü saat 18.20'de hindistanın altı eyaletinden küçük köylerde bulunan yaklaşık 2,330 TV cihazının canlanması ve Kenya'nın 36,000 km tepesinde bulunan yüksek güçlü, jeosenkron uydudan doğrudan yayın almaya başlaması daha sonra çok heyecan verici ve sevindirici bir an olarak anlatıldı durdu.
Dr. Vikram Sarabhai bu arada rüyasının gerçekleştiği o günü göremeden ölmüştü. Kendisine daha sonra ülkenin sorunlarını çözmek üzere ileri teknolojilerden yararlanması konusunda gösterdiği gayretlerden ötürü "Hindistanın uzay programının babası" ünvanı verildi. Onun sayesinde, eğitici televizyon yayınlarının doğrudan köylere ulaştırılmasında uydulardan yararlanan ilk ülke hindistan oldu.
Bu program daha sonra ISRO ve SITE sosyal araştırmalar koordinasyon komitesi tarafından değerlendirildiğinde büyük bir başarı olduğu sonucuna varıldı. TV cihazı başına günlük ortalama devam durumu 80-100 arası olmuştu, ve daha önce kitle iletişim araçları ile hiçbir şekilde ulaşılamayan hindistan halkının %30 kadarına bu yolla SITE tarafından ulaşılabilmişti. Rapor, ayrıca birçok zirai yeniliklerin bu televizyon programları sayesinde tetiklendiğini, hijyen ve beslenme üzerine verilen bilgiler sayesinde sayısız hayat kurtarıldığı sonucuna varmaktaydı.
Arthur C. Clarke'da bu SITE projesinde küçük ama ilginç bir rol üstlenmişti. Proje için bazı önerilerde bulunmuş ve projenin uluslararası çapta reklamını yapmıştı. SITE sırasında ve ondan önce yaptığı Hindistan seyahatleri ona sıradan insanların haberleşme sistemlerindeki gelişmeler sayesinde nasıl elle tutulur yararlar sağlayabildikleri konusunda önemli bir vizyon sağlamıştı. "Uydular ve Sari'ler " isimli birçok yayında da yer alan makalesinin son kısmı şöyleydi:
"Satyajit Ray'in nefis "Pather Panchali" sindeki en büyülü anlardan birisi küçük Apu'nun rüzgarlı ovada telgraf tellerinin rüzgar estikçe kendiliğinden çıkardığı müziği ilk defa duyduğu anla ilgili tasvirdir. Kısa süre sonra bu teller tümüyle yokolacak. Ancak, yeni nesil Apu'lar bir sonraki çağın biliminin gökyüzünden getireceği resimleri kocaman gözlerle izleyecekler, ve hindistandaki tüm çocuklar için dünyaya o zaman yeni bir pencere açılacak."
1977 yılında, hindistan hükümeti Clarke'a Sri Lanka'daki evi için bir uydu alıcı sistemi hediye ettiğinde Clarke yine televizyon tarihine geçti. Bir grup hintli mühendis uçakla gelip onun Colombo'daki evine kocaman, 5 metrelik bir çanak sistemi kurdular. Pırıl pırıl televizyon görüntüsü alındığında Sri Lanka'ya televizyon gelmiş oldu. Sri Lanka adasında o sıradaki tek özel uydu alıcı istasyonu ve tek televizyon cihazı Clarke'ınkilerdi. Çünkü 1979 yılına kadar da adada yersel yayınlar başlamadı.
Bir yerel gazetede 'Lanka'nın tek TV macerası" diyor. 'Hindistan'ın Arthur Clarke'a yaptığı jest onu dünyanın ilk özel ev uydu alıcısı sisteminin sahibi yaptı".' Kabinedeki bakanlardan, devlet memurlarından, okul öğrencilerine kadar herkes programları izleyebilmek için onun evine gidip doluşuyordu. Clarke olayı ve o günleri anlatırken "misafirperverlik faturam muazzamdı" diyor.
Hindistan'ın televizyon senaryosu da SITE macerasıyla büyük ölçüde transformasyona uğradı. Aslında bu ülkeye televizyon çok daha önceleri 1959 yılında girmişti (türkiye'ye girişi 1968). O zamanlar sadece bir tek verici cihaz vardı. 1980 yılına gelindiğinde ise ülkedeki verici sayısı ancak 18'e yükselmişti. Hindistanın Milli Uydu (Indian National Satellite (INSAT) Sisteminin faaliyete girmesi ile televizyonun çok yaygın hale gelmesi aynı tarihlere denk gelmektedir. Ülkedeki verici sayısı 1985 yılında 172'ye yükseldi. 1995 yılına gelindiğinde sayı 672'ye ulaştı, 1997 yılında ise 868 oldu.
Evlerde bulunan televizyon sayısındaki artış da muazzam. 60'ların başlarında ülkede çok az sayıda televizyon alıcısı bulunmakta idi. 1972 yılında alıcı cihaz sayısı birden 84,000'e ulaştı. 1980 yılı sonunda bu sayı 1,5 milyonu geçti. 1985 yılında ülkede 7 milyon kadar televizyon alıcısı vardı. 1995'de, 52 milyon sayısı aşıldı. 1997 yılında ülkedeki toplam 150 milyon hanenin yaklaşık 58 milyon kadarında televizyon cihazı bulunmaktaydı. Bugün ise yaklaşık bin aded tv vericisi ve 70 milyon kadar evte televizyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Halen hindistan coğrafyasının %65 'inin ve toplam nüfusun %80'inin televizyon vericileri tarafından kapsama altına alındığı kabul edilmektedir.
SITE, dolu dolu çalıştığı oniki aylık süre içinde, hindistan gibi geniş ve farklı özellikler arzeden toplumlara sahip bir ülkenin gerek duyacağı haberleşme çeşitliliğinin ancak haberleşme uydularıyla sağlanabileceği gerçeğini hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymuş oldu. Bu da hindistan'ın kendi haberleşme uydularının geliştirilip INSAT-1 uydusundan başlayarak yörüngeye yerleştirilmesini sağladı.
Çalışır bir sistemin kurulmasından önce SITE deneyimine karar verilmesi esas olarak uydu tabanlı bir eğitim televizyonu sisteminin geliştirilmesii işletimi ve test edilmesinde deneyim kazanmak istenilmesindendi. SITE nin çalışmaya başlamasının üzerinden daha dört ay geçmeden 1975 kasımında hindistan hükümeti ulusal haberleşmeler için uyduların kullanılması prensibini benimsemişti.
Uydu Haberleşme Deneyleri Projesi (STEP)
SITE'nin hemen arkasından ISRO ile Posta Telgraf bakanlığının ortak projesi olarak Fransız Alman ortak yapımı Symphonie uydusu kullanılarak 1977-1979 yılları arasında uygulanacak olan Satellite Telecommunication Experiments Project (STEP), projesine girişildi. SITE uydu televizyonu konusunu ele almıştı, STEP ise bu defa uzay haberleşme uygulamalarının bir diğer önemli dalı olan telekomünikasyon uygulamalarına ağırlık verdi.
STEP esas olarak jeosenkron uydular kullanılarak ulusal haberleşme için radyo şebekeleri ve tv aktarmaları gibi gerekleri karşılayacak bir sistem testini amaçlamaktaydı. Proje ayrıca hintli bilim adamlarının çeşitli yer istasyonu tesislerinin tasarım, üretim, montaj, işletim ve, bakımı gibi alanlardaki yetenek ve deneyimlerini geliştirmeyi, hatta önerilen INSAT ulusal uydu sisteminin gerektirdiği yerli uzmanlık alanlarının oluşturulmasını da amaçlamakta idi. Symphonie uydusunun iki transponderi bu işle ilgili deneyler için kulanıldı.
Symphonie uydu programı haziran 1967'de başladı. Fransa ve Federal Almanya'nın aralarındaki iki taraflı anlaşmaya göre iki ülke tecrübe için iki tane doğrudan telekom uydusunu müştereken geliştirecek, üretecek, fırlatacak ve çalıştıracak, bunun için gereken iki adet yer istasyonunu da müştereken tasarlayıp inşa edilecekti.
Fransız - alman ortak haberleşme uydusu Symphonie A, Les Mureaux'deki EADS tesislerinde bir araya getirildi. NASA ile yaşadıkları tecrübeler sonucu, avrupanın kendi uydu fırlatma tesislerine sahip olması gerektiğine karar verdiler.
Bu ülkelerarası anlaşmaya göre uyduların geliştirilmesi işi de her iki ülkenin eşit payla finanse edeceği bir alman-fransız konsorsiyumuna ihale edildi. Symphonie projesinin yer kısmında telefon, teleks, data, tv ve radyo programlarının aktarımı gibi geniş kapsamlı bir kullanım amacına yönelik bir dizi yer istasyonlarının yapılması sözkonusu idi. Uzay kısmında ise iki tane 3 eksen sabitlemeli jeosenkron uydu üretilecek, uydular 4-6 GHz frekans sahalarında 5-6 yer istasyonunun aynı anda haberleşebilmelerini sağlayacaktı.
Friday, November 24, 2006
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment